28 Haziran 2010 Pazartesi

seviyorum



Bana ;


oksijen tüpüm, yara bandım, açık hava klimam, yaşam tarzım, tek dişi kalmış canavarım, yol haritam, sınırsız mesaj hakkım, rotam, yaşam pınarım, rapunzelim, ağrı kesicim, duş jelim, güzel sesli vuvuzelam diyen bi adamı seviyorum...evet evet çok seviyorum :)

18 Haziran 2010 Cuma

Kendimi efe sanırdım, meğer bildiğin kuzuymuşum!

Bu yazıyı kıçımdan ter akıta akıta yazıyorum, lütfen dikkatle okuyunuz. Yazının içeriğinde bulacaklarınız sizi sakın şaşırtmasın, meraklanmayın, ürkmeyin. "herkesin başına gelebilir böyle şeyler" diyerek geçiştirin. Lütfen gece rüyalarınıza girmesin, inanın bunu kaldıracak durumda değilim. Şimdi gelelim konumuza...

Öncelikle uzun zamandır yazamadığım için büyük bir "ÖZÜR" ile başayayım, ayriyetten mazeret de bildireyim : ipek blog'a el koydu, benim çok işlerim vardı, projeler vırtlar zırtlar, sular kesikti, elektirik yoktu, ipek internet faturasını yatırmayı unutmuş. ( şeç beğen al hanım )




Geçen gece ipeğe hafiften sarılacak oldum, "öff çok sıcak, yapışma" dedi. Bir anda yıkıldım! Hayatımın byük bir bölümünü paylaştığım hayat arkadaşım yanında beni istemiyordu! Oysa ben değilmiydim isilik olasıya kadar kışın soğuk günlerinde onu ısıtan, elleri üşüdü diye ellerine üfleyen, ayaklarına masaj yapan, şarkılar söyleyerek uyutan adam! Derin bir endişe sardı beni, ürperdim, sıkıldım, çok sıkıldım. o kadar sıkıldım ki balkona çıkıp bir sigara yaktım, sokaktan geçenlere küfür ettim. İpek uyandı bir süre sonra ne yapıyorsun sen, manyak mısın gir içeri dedi. "yok birşey canım sıkıldı, ona buna saldırıyorum" dedim. Yatağa döndük, o hemen uyudu, ben gözümü bile kırpmadım. Acaba sıkıldı mı benden, bıktı mı, nasıl bu hale geldik, yoksa sadece bencil mi, neden böyle yaptı ki gibi ve benzeri sorular sabaha kadar beynimi kurcaladı. Sizce neden yaptı bunu? neden? neden? neden? neden? neden?...

10 Haziran 2010 Perşembe

nikah masasına oturdun işte, inşallah kalkamazsın kazık girer götüne


herkesin bu yaz evleneceği tuttu. söze, nişana,düğüne nikaha gide gide bi hal olduk.daha da gidicez, henüz bitmediler. artı bizim bunlara gidebilmemiz demek paracıklarımızın suyunun çekmesi demek.ben öyle idareli bi kadın değilim arkadaş, onu şuna uyduriyim, o ayakkabıyı giyerim altına bişolmaz, şimdi boşuna masraf olmasın diyemiyorum.aslında demek isterdim ama beceremiyorum.elbisem yeniyse ayakkabımda çantam da,aksesuarım da, elbesinin içine giydiğim donum sütyenim de yeni olacak. şu obsesiflikle şu zavallı efe kulun nasıl hala bana katlanıyo şaşırmaktayım allaaam.



milletin otuna bokuna gitmekten biz nişanlanamadık, mayıs sonu yapıcaktık güya öyle aile arasında bi atraksiyon,nerdeee?? efe bana kolye aldı,pırlanta 0_0 taktım nişanlı hissediyorum kendimi.pırlanta mı pırlanta, taşı var mı var, haa parmağımda ha boynum da ne farkeder :) ben de ona saat aldım, ahaan da nişanlandık :) o değil de sık boğaz etmesin kimsecikler halledicez bu yaz. Her arayan ne zaman nişan diyo, yeter ulann yeter, biz takınca yüzüğü size nolucak, zaten aynı evde yaşıyoruz, yıllardır sevişiyoruz, efenin karısı gibiyim ne değişicek yani hayatımızda?? ülkemizde insanlar aynı evde yaşayıp her istediklerinde sevişmek için evlenmiyo mu? biz de eksik yok,rahat olsunlar, ne bu acele ben anlamadım? aynı evde yaşadığımızı duymayan kaldı mı bilmiyorum da germesinler beni. ben çok istiyorum evlenmeyi zaten de asi ruhluyumdur, soğutucak 3-5 salak ondan korkuyorum. evlen de evlen, zıkkımın dibi.benim de korkularım var belki, sorumluluk korkum en başında geliyo mesela...ben çok değil daha 2 hafta önce en yakın arkadaşımızın nikahını kaçırttırdım efeye,kendime de tabii. üstelik şahitti efe, allahım çok utanıyorum. nikah bursadaydı, ben kuaförden geç geldim, yolda kaza vardı,hava yağmurluydu geciktik işte. gel de evlen de şimdi bana. ben böyle değildim aslında yaa, yazınca anladım kızdım bak kendime. ne metodsuz düzensiz bi kadın oldum çıktım, efeyi geçtim şimdi o kıçımı topluyo :)



Bloğa uzun zamandır bişi yazmıyorum ya, hepsi bu rahatlıktan. ama bugun soz verdım kendıme artık duzenlı olarak yazıcam, uzak kaldım, üzüldüm ! o değil de çeyrek altın 108 L. olmuş. 5 tane almamız gerektiğini düşününce, jet hızıyla evlen, gelen altınları dağıt ipek diyorum ama sonra da düşünüyorum da millette benim rahatlığımın 1000 de 1'i varsa eğer kimse kıçını kaldırıp jet nikaha gelmez,altınlar gelmez,biz oldu bittiye getirmiş, evlenmiş ve avucumuzu yalamış oluruz. yok yok sabır :)


paragöz ipek kamboçyadan bildirdi.
öpüldünüz

22 Mayıs 2010 Cumartesi

killing me softly with his song



bahar sıkıntısı desem değil, öyle olsa geçmiş olması gerekirdi, bu böyle bi sabırsızlık, bi hemen herşeyden bıkma, kabında duramama, uzun süre bi yerde kalamama,daralma, bunalma hali. anlamadım ki neden böyle oldum.bi hafta içinde 8 tane kitaba başlayıp,hepsinden ortalama 20 sayfa okuyup başucuma koymuşum,normal bi durum mu? tabii ki hayır,ben önceden 4-5 kitabı başucumda tutardım tamam da, okuyodum yahuu ben hepsini. kitaplarla şiddetli geçimsizlik var bu ara aramızda, ayrılıkla sonuçlanmadan düzelmesini umuyorum. müzik de dinleyemiyorum ben bu ara. (depresyondaymışım da şimdi haberim oldu ya ! yazmak iyi bişi değil bazen, bak anladım boka sardığımı ) bi şarkıyı sonuna kadar dinleyemiyorum, üşenmiyorum gidiyorum değiştiriyorum, işte bunu istiyorum dinliyim bari diyorum yok yine olmuyo. bulaşık yıkarken ellerim köpük köpük gidiyorum, off sıkıldım sus bi diyorum, sanki 2 dakika önce açan ben değilmişim gibi.milyon tane okuduğum blog var benim, çok keyif alarak okuyorum hemde. ama şimdi sadece başlıklarına ve fotograflara bakıyorum, içim sıkılıyo,sabrım gelmiyo okumaya...az önce de kendime söz verdim, bilgisayar 2 saat 45 dakika kapalı kalıcak diye, sözümü tutamayacağımı bildiğimden yemin ettim. nafile, pek bi etkisi olmadı, yeminimi ve sözümü tutmuş olsam bilgisayarın açılmasına 2 saat vardı daha. yemin ettim ya, çarpılır mıyım diye annemi aradım, özür dilerim allahım bi daha boşuna gereksiz yemin etmicem de aç bişolmaz dedi. yaptım, pişmanım... acaba faiziyle birlikte 3 saat kapalı tutsam allah beni affeder mi ? Benim bu sıkıntılarım geçer mi, herşey normale döner mi?

http://fizy.com/#s/1032in

( dinleyin hadi, sonuna kadar :)














16 Mayıs 2010 Pazar

boş bakkal taşak tartar ( başlık efeye ait )



bu aralar şaşkınlığım üstümde. aslında ben normalde de öyleyim, az çok biliyosunuz artık beni ama bu sefer başka. yeni lens aldım ve solüsyon.benim lens kaplarını atmamak gibi salak bi huyum var, boşlar durur öyle çekmecede. yeni bi lens açtığımda da eskisini hemen atmam, yeni olanın teki kaybolur bişi olur onu kullanırım diye.neyse yeni lensi taktım okula gittim,geldim eve çıkardım.ertesi gün oldu yine çıkıcaz,lensi takmak için ayna karşısına geçtim ve 5 dakika kalakaldım. e bunların hangisi yeniydi? aynı lens kabı ve yanyana duruyo.ben dün ne yediğimi unutan bi insanım ne bilicem soldaki mi sağdaki mi? ya şundadır ya bunda yaptım taktım çıktım, bütün gün battı gözüme, eve geldim diğerini taktım o da battı. ben de batsın bu dünya dedim, delirdim ve ikisini de çöpe attım, rahatladım.


bacaklarıma, kıçıma başıma yağları sürmeye devam ediyorum. fayda ediyo mu bilmiyorum da sürdükten sonra dayak yemiş gibi oluyorum, kabak lifi kesemle önce bastıra bastıra masaj yapıyorum (başka biri onun onda biri bastırsa basbas bağırırım ama dayanıyoruz napalım, acıların çocuğu ipek ! ) sonra da o yağları sürüyorum. benim vucudum en ufak bıseye kızarır çok hassas, o kadar işkenceye üstümden tır geçmiş gibi oluyo, annem görse efenin beni boş vakitlerinde dövdüğünü ya da sapık olduğunu, sevişirken beni parçaladığını falan düşünebilir.


şaşkınlığım üstümde diyorum kimse inanmıyo, dün de naaptım? allahım utanıyorum kendimden. benim gökhan diye 2 arkadaşım var, ikisi de aynı anda askere gitti. birini çok severim, birine sinir olurum, dedikoducu mendeburun tekidir. bunlar iletilerine şafak 74, malatya, ne kola ne fanta sadece yedigün falan yazıyolar. e aynı anda gittiler şafakta aynı malum. adları da gökhan yazıyo, hani öyle süslü püslü gÖkhaaann yazmalar falan yok. ben salak karıştır bunları, 1 saat o mendeburla konuş, moral ver,efeyi çekiştir, eskişehirde dedikodusunu yapmadığın adam bırakma. o anladı, o domuz kesin anladı ama bilerek yaptı. ne fena yaa, ayy çok utanıyorum. efeye anlatmamıştım, burdan okusun bari. hayy çeneme sıçıyım ben yaa, bak gerildim !


efe bana japonyaya git ipek gelme bi daha dedi ya geçenlerde, demek baktı ki benim gideceğim yok, ben dırdır yaparken ipek bak yatağın altındaki kara delikte kaybolucam görüceksin dedi. çok güldüm önce sonra da üzüldüm yahu, adam deliklerde kaybolmak istiyo, durum vahim. geçen up in the air'i izlerken damat düğün günü ben vazgeçtim diyip içerde kitap okuyodu ya rahat rahat, bi an efenin geleceğini gördüm sanki :)



geçen gece rüyamda serkan altunorakla sevişicekmişiz. yani aslında tam da sevişicez sayılmaz çünkü daha öpüşmeden ben bok ettim herşeyi. ne salağım allahım. bu tam böyle romantik romantik eğildi öpsün diye, haaayıırrrrrr sen gaysin ben gazetede öyle okumuştum dedim. adam gayse bile o an gayliğini bi kenara koymuş, ne malımm allahım. öpüş, koklaş, taş gibi adam dimi ama. hep sorgula hep mantık ara, ayy salak ipek. ( efecim bi tanecik sevgilim anlatamadım kızarsın diye ama rüya napiim ? benim elimde olan bişi değil, olsa serkanı değil de george clooney'i görürdüm ^^ )



msn de bi arkadaşım iletisine masa da masaymış ha ! yazmış. bende aaaa masa mı aldınız hayırlı olsun dedim, ipekcim edip canseverin şiiri o dedi :) şiir kültürüm yok napiiimm, kim olsa öyle anlar bi kere, yazıyolar abuksubuk iletiler sonra biz burda komik duruma düşüyoruz. tööbe töööbeee.



efeye bi şarkı dinleticem sana şahane dedim, açtım güya dinliyo bu ama aklı başka yerde. sinir oldum bende, dedim ki bak efe seni bloga rezil ederim,efenin cinsel tercihleri değişti,o artık gay oldu adı da efe değil ece artık derim dedim. sonra da şok oldum, bi şarkı için bunu yapıyosam aldatsa falan neler yaparım acaba? kendimden korktum

13 Mayıs 2010 Perşembe

fransız efe, japon ipek


bahar depresyonunda olan ipek 753678654. kez amelie'i izlemektedir. bitanecik sevdiceği evde değildir ve ona şu mesajı atar.


ipek : sevgilim amelie'i izliyorum, bi yerde diyo ki, sans toi, les émotions d`aujourd`hui ne seraient que la peau morte des émotions d`autrefois. ne güzel dimi, hemen not ettim ajandama, sevdin mi?


efe : bunu anlıcak kadar fransızcam olsaydı adım sebastian,fabien falan olurdu ipek !


ipek : amann iyi be, filmin içine ettin zaten without you, today's emotions would be nothing but the scurf of former emotions diyo . bye


efe : japoncasını yazarsan kesin anlıcam ipek.


ipek : efe film izliyorum diyorum ya, msj atıyosun konsantrasyonumu bozuyosun, bi halttan anlamıyosun ve sürekli soru soruyosun isteklerin bitmiyo, nerden bulayımm japoncasını, kursa gidicem diyince bıdı bıdı yapmayı biliyosun. bak gitsem öğrenir yazardım !


efe : japonyaya git ipek, 5 yıl hiç dönmeden sürekli japonca konuşursan öğrenirsin diyolar. dene bence. 5yıl şartını unutma ama. muck.



efe benden sıkıldı galiba. baksanıza mesajına, uff nasıl da tersliyo beni:( gözünün önünden gitmemi istiyo, 5 yıl git gelme dedi, çok ağladım :(



mutsuz ipek

7 Mayıs 2010 Cuma

selülitlerim yok benim !!!!!!!



fit görünmek ve 3 kilo vermek uğruna 3 gündür aç yaşayan ipek alışverişteyken bu aralar gözüne bi orangutan görünen sevgilisine mesaj atar.




ipek : sevgilim süper yağlar aldım, çok mutluyum :)




orangutan : niye, güreşicek miyiz ?




ipek : amann ne komiksin sen öyle yaa !




orangutan : kızma sevgilim yaa komiklik olsun diye şeettim, ne yağı aldın söyle hadi ballı bademim.




ipek : Biberiye,kekik badem,buğday,hardal,okaliptus,nane ve portakal yağı. bunları karıştırıp olmayan selülitlerime sürücem. var deme yok, olmasınlar diye sürüyorum. haa bi de kabak lifi kesesi aldım, onla masaj yapınca hiçbişi kalmıyomuş.




orangutan : olmayan ? hııı evet! ee yoksa neden alıyosun bitanecik sevgilim?demek ki var ki alıyosun, hadi kolay gelsin.




ipek : ya kaç kere söylicem efe ya, kızdırma bak beni...algılayamıyo musun, önlem diyorum olmasın diye diyorum !




orangutan: her yerini bilen biri olarak bende bunu yedim :)




ipek : evet!!!! tamam o zaman öptüm bye.





( işin boka saracağını gören ipek noktayı koymuş, efeyi susturmuştur. çünki bilir ki efe istiyosa gerçekten bişiyi o şey olmasa da olur, ipeğin selülitleri yoktur ama efe göstermek istiyosa insanın kolunda bile selülit bulur, ipek sussa iyi olur :)





Aradan 2 saat geçmiştir, ipeğin açlıktan gözü kararmış, heyheyleri tepesindedir ve utanmaz arlanmaz sevgilisinden şu mesaj gelir.





efe: ne yedim arkadaş yaa, ne çorbası kaldı,ne pilavı,ne revanisi,ne pastası,ne çayı ne keki.off şiştim.





ipek mesajı okuyunca gözü döner, o an gözünün önünden bir film şeridi
gibi kekler,revaniler,pastalar,börekler ve mangoda içine giremediği 36 beden elbise geçer. olsun der, türkiye de kaç kişi 36 beden ki.varsın 38 olalım 40 olalım. hem ne demiş atalarımız bir dirhem et bin ayıp örter. varsın örtsün ayıplarımızı. atar kendini bi kebapçıya, ne fındık lahmacunu kalır, ne tavuk şişi,ne salatası, ne çorbası ne künefesi. yer,yer,yer...oradan yuvarlana yuvarlana çıkar ve nefes alamaz haldeyken bi de gider mangodaki elbiseyi alır, insan hergün böyle yemiyo ki canıımmm, elbet bi gün girer içine diğğğ mi? girer girerrr :) Hepinizi öper, selülitsiz günler diler, gider.






sevdiceklerimiz