30 Aralık 2010 Perşembe

kuafördeyim başlık bulamadım

Ne güzel yazardım ben önceden artık daha çok yazıcam söz veriyorum diye başlamıcam blog,yazamıyorum çünkü,zaten söz verdiğim şeyleri yapamama sorunum hayatımın her alanında devam ediyo.öyle efeyle hayat güzel bilmem ne diyip kaçmakla olmuyo,adam gibi yazıyosan yaz yazmıyosan kapat gitsin ulann dediğinizi duyar gibiyim,haklısınız.hayat aynı hızla devam ediyo
aslında...yine çok komik şeyler oluyo,yine arada kıskançlık krizlerine giriyoruz, yine arada kavga edip barışıp,sevişiyoruz ama gel gör ki yazamıyorum.birinin gözü kaldı kesin,gözü çıkasıca...Şimdi de kuafördeyim.bi sıra bi kuyruk,herkesin yolunası gelmiş,2011'e kılsız tüysüz girelim de bütün yıl öyle geçsin diye düşündü bu kocakarılar kesin.öyle düşünmekle olmuyo canlarım,gidin lazer yaptırın,huzura erin...benim öyle bi sorunum yok şimdilik, olsada bu sıra beklenmez zaten,çoktaaaan vazgeçmiştim ben...tek derdim şu hayvani saçlarımı biraz
sakinleştirmek,fön çektirmek ...2 gündür geberik halde yatıyodum,bi kus bi kus içim dışıma çıktı. biraz ayaklandım,moralim düzelsin dedim, geldim...üşüttüm mü noldu bilemiyorum ki,efe ıspanak pişirmişti onu yedim yamuldum, benden sıkıldı da fare zehirimi koydu içine
naaptı bilemiyorum,ona bişi olmadı ben kustum durdum.öyle bişi yaptıysa da ne domuz olduğumu,kolay kolay ölmeyeceğimi gördü :) bi ara banyoda gidiyorum artık ben diye düşünmedim değil gerçi,hamilelere acıdım bi de kusarken zor işler bee.içindeki velet tepişiyo diye sen kus dur,neyse allahın hikmetleri işte,sual olmaz :) haa bi de ne dicem,ıspanak kusmak çok iğrenç bişiymiş yaa,ben ilk kustuğumda o ıspanakları gördüm ya yeşil yeşil, sonraki
kusmalarım o anı aklıma getirdiğim içindi :)Mideniz bulandı dimi,efeye anlattım adam da tık yok,haa olabilir kemküm falan dedi,ben hasta olunca mala bağlıyo adam,ortada
kalıcak gibi hissediyo sanki,böyle bi mahsunlaşıyo,sesi kıçına kaçıyo...yazık lann :)
kuaförden konu nasıl ıspanağa geldi bilemiyorum da pot kırdım az önce,birinin işten atılmasına sebep olucam sanki.sevgi nerde,işten ayrıldı mı yoksa dedim,işten ayrılıcakmıydı ki dedi patronu,ee sevgilisinin salonuna geçicekti ya öyle demişti dedim. adamm cin çarpmış gibi
oldu,demek öyle dedi...ne zaman pot kırsam daha da sıçıyorum ,ben yanlış anlamışımdır, belki o buraya gelicektir dedim.o ne demek dedi, o çocuk belki kendi dükkanını kapatıp dedim :) adam yorum dahi yapmadı, birazdan föne alıcam sizi dedi. yaşım kaç oldu,hala pot kırıyorum ya,zaten çocukken de annem korkarmış ben konuşacağım zaman,ne çamlar deviricem diye...yılbaşı
dilekleri bilmem ne yazıcaktım da fön sıram geldi,bi dahaki sefere artık.öperim çok, bi o kadar da severim...
ipek böcüünüz

19 Kasım 2010 Cuma


eFeyle hayat öyle güzel ki ...

6 Eylül 2010 Pazartesi

intéressant


Bu aralar yine pek huysuzum blogcanım.eylülü severim halbuki ama mızmızlık yapıyorum ota boka.efe aynı gün içinde amann ipek ne ilginç bi insansın sen ya dedi. bol miktarda olunca bu ilginçsinler,durdum düşündüm. öyle miyim hakikaten ?


mesela ;


* Çöllere düşşem,susuzluktan ölsem gebersem de sürahiden su içemem. O su bana hep pis, bayaa önceden kalmış,içinde bişiler yüzmüş hissi verir.gözümün önünde damacanadan,o anda da koyulsa içemem. bu seferde sürahi pis gibi gelir. evet sanırım derdim sürahiyle.ilginç...


* Su demişken, kışın soğuklar iyice bastırdığında sipariş verdiğimiz bi sürü litrelik suyu gelir gelmez açıp koca bi bardak buzzz gibi suyu afiyetle içiyorum aksatmadan ve işin garip yani boğazımın, şişicem bak devam edersen der gibi tepki vermesinden garip bi zevk alıyorum.ilginç...


* Kedilerden it gibi korkuyorum, bu yaşıma geldim hala dışarda yemek yerken insanların yediklerini burunlarından getiriyorum.ne doyduklarını anlıyo zavallılar,ne sohbet edebiliyolar,ne de yemeğin keyfini çıkarıyolar. varsa yoksa ben ve ayy yine geldi,ayy tabağıma atlıcak,ayy ayağımın altından geçiyo,kusarım şuraya gittsiiinn diye bağırmalarım,abartıp ağlamalarım...ilginç...


* telefonumun sesi hep kapalıdır, beni arayıp da 1 kere de bulan kurban keser. ama ne hikmetse,40 yılda bir açtığım günler hep açık unuturum ve efe çok iyi bilir ki sinemada,tiyatroda,sınavlarda hep rezil olurum.çantamın içinden bi türlü çıkmak bilmez o telefon daha da rezil olurum. çalar,çalar,çalar...ilginç...


* yumurta yiyemem,karşımda birisi özellikle beyazını ısırarak yerse kusarım. yemin ederim yaparım bunu.ilginç...


* otellerdeki havlulardan midem bulanır,yatakta yatarım bişolmaz,küveti doldurur köpüp köpük keyif yaparım bişolmaz,her bokunu babamın malı gibi kullanırım bişolmaz ama havlular ahh o havlular.hep gözümün önünde hep şu sahne,şişman,kıllı,göbekli bi adam duştan yeni çıkmış ve apış arasını güzel kuruluyo o havluyla. adam duştan çıkmış naapsın demeyin, biliyorum ama dayanamıyorum işte. ilginç...


* ben uyandıktan sonra evde kim varsa uyansınlar istiyorum. bakıyorum uyanmıyolar,icabına ben bakıyorum,kahvaltı hazırlama bahanesiyle dolapların kapaklarını hızla çarpıyorum,telefonlarını gizliden çaldırıyorum,müzik açıyorum son ses...daha bi sürü şey.ama eğer ben uyuyoken birisi çıt çıkarırsa da o çarptığım dolapların kapaklarının arasına kafalarını koyup koyup çarpasım geliyo. ( nasıl bi cümledir bu ama itiraf edin hayal ettiniz) ilginç...


* Rüya içinde rüya görüyorum sürekli.hatta bazen ilginci rüyamda,bi önceki rüyamı başkasına anlatıyorum ve yorumlamasını istiyorum. inceptiona sevgiler :)


* oje konusunda da pek ilgincim.mesela o gün siyah oje sürdüm ve okulda birinin parmağında kırmızı oje gördüm diyelim ya da bi filmde bi fotografta. anında benimkinden kurtulup hemen o renkten sürmek istiyorum.benim sürdüğüm renk hep kötü geliyo, bazen en iyisi oje sürmemek diyorum,dayanamıyorum. ilginç...


* otobuse,metroya,tranvaya,vapura son anda yetişicek olsam ve koşmam gerekse, koşmuyorum,adımlarımı hızlandırıyorum ama asla koşmuyorum. derse çok geç kalmışlığım,buluşmaları kaçırdığım vardır bu yuzden ama bu konuda takıntılıyım,sanki bu küçük düşmek gözümde. ilginç...


* son bişi, bloga 4-5 gün içinde 2 kez yazdım.şaşılacak bi durum benim gibi bi uyuşuk için. ilginç...

1 Eylül 2010 Çarşamba

lassie bize bir şey anlatmaya çalışıyoo


Efeye blogumuza bişiler yazarmısın sevgilimm dedim tüm sevimliliğimle, adam ilk defa hiç mıymıy yapmadan oluurrr dedi, oturdu bilgisayar başına, full konsatre yazıyodu tıkır tıkır...ben sus pus oturuyorum ki hevesi kaçmasın, malum bu anı pek yakalayamıyoruz. siz ve ben :) Neyse ki içine sıçıcak biri çıktı çok geçmeden, aradı efeyi ve acilen çağırdı...yaa bu nasıl kaderdir arkadaşım, adam yazmaz yazmaz, tam içini dökecekken yapılır mı bu ???


bakalım sevdicek neler yazmış, şimdilik bunla idare edelim belki sonra devamını yazar...


( adamın değere ,kıymete bak sen yaa, yazdığı 2 satır yazıyı bile yayınlıyorum. görende dünyaca ünlü yazar efe efendi bişi lutfetti, bi fikir beyan etti bişi yazdı sanıcak. Gıcık oldum bak şimdi ! aslında onun suçu yok ama eski yazmadığı günler geldi aklıma, cool bok ! )



gece o da uyuyamamış, sabah da zaten karga bokunu yemeden aradı. "efeeeeee çoheyçanlıyım efeeeğğğğğ" diye! o an bir duraksadım aslında, her sabah böyle mi uyanacağım evlenince acaba diye! ufaktan bir tırstım, sonra "çok tatlı ama lan" dedim geçti. velhasıl, ben de çoheyçanlıyım ipeküm dedim. "iyyyyihihiiihihih" gibi bir sevinç çığlığı duydum sanki o an tam çıkartamadım şimdi. "nerede o elbisesini kendi alan cool kadın" diye içimden geçirdim bir an. ahh ahh!




Nişanla ilgili yazıyomuşş, kıyamammm :) o değil de bişi sorucam , iyi bişi mi demiş yazdıkların da, böyle daha nişanlanmadan bi bıkkınlık bunalma mı söz konusu? Tatlı demiş, böyle mi uyanıcam demiş, nerde o cool kadın demiş, ayy bu efe ne demiş ????

3 Ağustos 2010 Salı

27 Temmuz 2010 Salı

tam da böyle olmalı, insan beyaz elbise giymek istiyor diye nişanlanmalı :)

insan teni bronz diye ve o tende beyaz mini elbise güzel durur diye 5 gün içinde bi ton insanı ayaklandırıp, milleti yazlığından ordan burdan getirtip nişanlanmak isteyebiliyomuş ben bunu gördüm :)




şimdi bizi biliyosunuz kuzucuklar bizde böyle bi uyuşuk haller, amann kaçmıyoruz ya takarız yüzüğü demeler,cool cool davranmalar... bi bok sanıyoduk kendimizi. iç sesim geçen gün dedi ki hoppp ipek kendine gel dostum ! bak etrafına millet evli barklı, herkes takmış kaFan kadar tektaşı, gözüne gözüne sokuyolar bi de ışıl ışıl. senin neyin eksik uleyynn??? Düşündüm taşındım tek eksiğim elbisem. kimseye bişi söylemedim, 345667433 derece sıcakta atladım gittim alsancağa. girip çıkmadığım mağaza, denemediğim elbise kalmadı. Bi tezgahtar kız bu biraz iddialı düğün de falan mı giyiceksiniz dedi, hayır nişanımda dedim. o an yandaki kabinde bi kızla annesi de bişiler deniyodu, o an o anne-kız ve tezgahtar kız bana beslemeymişim gibi baktılar. ne var ulan ne var ? ayy nasıl ezdiler beni,alışmışlar tabii damat,her boku bilen annesi,kızın üzgün ve süzgün annesi,kızın anne yarısı teyzesi, evde kalmış kuzeni,damadın çok bilmiş ablası işte 7 sülalesi gelsin 2 parça bişi almaya. ben yalnızım,deniyorum ve çok mutluyum ne bakıyosunuz ya dememek için zor tuttum kendimi ama sanırım bakışlarımdan anladılar :) Bakışlarımdan her boku anlatabilirm, acıktım,susadım,çişim geldi,yoruldum,sevişmek istiyorum bunlardan bazıları :) neyse işte aldım elbiseyi çıktım, gittim oturdum reyhan'a aradım efeyi, nişanlanalım mı haftasonu dedim, oluuuurr dedi. sanki migrosa gidelim mi diyorum, tepkiye bak, ayuu :)




Eve geldim ev ahalisi yemek yerken h.sonu nişanlanalım diyoruz dedim, elbisede aldım, efe de biliyo iyi olur diğğ mi dedim en sevimli halimle. ortam buzzz!!! bırrrr... babam bayılır zaten ipek kafasına göre iş yapmaya dedi, annem pess yani dedi, kardeşim hönkürerek güldü, bende mal mal sırayla herkesin yüzüne baktım, gözlerim doldu, sinirden güldüm, sevinçten ağladım. boka sardım ama kararımdan vazgeçmedim :) Ben bunu bilir bunu söylerim beyaz elbise bronz tene giyilmeli :) Ben niye normal bi insan değilim,neden böyleyim yahu ? bileni nişana davet edicem :)))



Çok işim var çok, ipek öper sizi gider hadi...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

çikolatalı muffinim, ballı sütüm, elmalı tartım, bi tanecik blogum O_O



SEVGİLİ BLOG
Biliyorum ben çok terbiyesiz, vefasız, insanlıktan nasibini almamış bi insanım. kışın sana içimi döktüm, her türlü kahrımı, nazımı, kaprisimi, şımarıklığımı çektin.Bu seni kullandığım anlamına gelmesin nolur iyiliğinin farkındayım, bu da iyi bişiy ama yazamadım işte uzun zamandır. aslında yazmadıysam ilgilenmedim sanma, hergün baktım neler olup bitiyo diye ama yazmak gelmedi içimden. sana da oluyodur arada. anlarsın dimi beni ? anlarsın anlarsın...^^ Hadi dertleşelim kadın kadına da barışalım, en iyi dostum sensin bebeğim :)
blogkalpipek :)

hemen başlıyorum neler oluyo bitiyo hayatımda/ hayatımızda...

* ben izmirdeyim, efe balıkesirde...izmir bok gibi cancaazım, bi sıcak bi sıcak sorma. bu insanlar yazın neyini sever anlayamadım bu yaz da. çok düşündüm her yaz yaptığım gibi, tek iyi bişi bulamadım.Çöl anasını satıım çöööl. sıcakların taaa a.q.

* izmire geleli gece 12' de uyur, 7:30' da uyanır oldum, içimdeki ebru şallı ortaya çıktı memlekete gelince. yediğine içtiğine dikkat etmeler, spor yapmalar gırla...hey yavrum heyy...ulan 2 kaşık nutella yiyorum diye bi ağlamadığım kalıyo, ceza veriyorum kendime 3.kata kadar 20 kez in çık. hala fit değilim o ayrı, bikini giyince ayvam yerinde maaşaaallh. ayakta sorun yok, bende oturmamaya gayret ediyorum, ya da direk yatıyorum malak gibi.

* ben kabak lifi kesesi almıştım ya hani blogcan, dostum o mucizeymiş yaa. yediklerim içtiklerim mi, o sürdüğüm bok kokulu yağlar mı, spor mu ne tesir etti bilemicem de şahaneyim walla. bikini giydikten sonra ayna karşısında geçirdiğim zamanı güneşlenmek için geçirseydim eda taşpınar gibi zombi olabilirdim.yok yok iyi yapmışım o ne be öyle, götümün ikoncanı.

*herkes DIY yapıyo ya hani, bende bu yaz boş durmiim, bişiler kesiyim biçiyim dedim. elimi neye attıysam bok ettim be blog. kayık yaka tshirt yapıım dedim memelerim çıktı ortaya resmen fazla kesmişim, saç bandı yaptım kafamın yarısında kaldı kurdela diktim uzasın diye dikememişim yolda önüme düştü, eskimiş bi kotom vardı kesip şort yapıım dedim, tanga oldu. anladım ki yetenek namına bişi yok bende. ben nasıl kadınım blog? benden anne olur mu sence ?

*bizim bahçeye bişiler dikmiş annemler,sebze meyve,ot mot işte. sabah kalkar kalkmaz gidip salatalık domates seviyorum, bi de konuşuyorum onlarla. allahım ben nasıl bi insana dönüştüm, benden anne olur mu diyodum ya olurr lann benden iyisini mi bulucak, öpsün de başına koysun. bebeğime organik sebze-meyve yediricem daha nolsun.

* geçen gün yaptığım salaklığı duyunca gülme nolur blog, bari bunu sen yapma üzülürüm. babamın ofise
gittim, benle ilgilenen yok, bende efeye o yanımda değilken hep bişiler yazarım, deftere böyle kelebekli, börtülü böcekli şeyler yapıştırırm falan.(0-6 yaş ) kimse beni sallamayınca çıkardım yazıyorum, ahh sevgilim sen olsaydın da kimse yerini tutmuyo da bilmem ne. buraya kadar bişi yok, babam işlerini bitirdi anladı ki ben patlıyorum hadi gidelim eve dedi. geldik, üstüne bi güzel uyku çektik, ertesi gün öğlen oldu,birr baktım defter yok...babamda o gün işe biraz geç gitti, bütün ofistekiler okuyup okuyup sıçmadılarsa bende ipek değilim blog. zaten ipek değil malsın dedğini duyar gibiyim, haklısın kanks napiim ?( bi kızla tanıştım parkta bana kanks diyo sürekli, çok renkli bi şahsiyet bi ara yazıcam şimdi yazardım da terim götümden çıkıyo yavrum yaa, barıştık ama dimii ? Kesmedi ipek devam et dersen yazarım bi ara, kavuşmamıza sevindim bayaa haa, özlemişim seni...yine yazıcam, öper koklarım seni.)

not: Bizim şu izleyici sayısı bi 287 oluyo , bi 286. nasıl gıcık oluyorum nasıl bi bilsenn. onu bi sabitlessen be
hacı ^^
( yazmaya başlamadan öce 286ydı, yine olmuş 287, biri dalga mı geçiyo ki ?)



28 Haziran 2010 Pazartesi

seviyorum



Bana ;


oksijen tüpüm, yara bandım, açık hava klimam, yaşam tarzım, tek dişi kalmış canavarım, yol haritam, sınırsız mesaj hakkım, rotam, yaşam pınarım, rapunzelim, ağrı kesicim, duş jelim, güzel sesli vuvuzelam diyen bi adamı seviyorum...evet evet çok seviyorum :)

18 Haziran 2010 Cuma

Kendimi efe sanırdım, meğer bildiğin kuzuymuşum!

Bu yazıyı kıçımdan ter akıta akıta yazıyorum, lütfen dikkatle okuyunuz. Yazının içeriğinde bulacaklarınız sizi sakın şaşırtmasın, meraklanmayın, ürkmeyin. "herkesin başına gelebilir böyle şeyler" diyerek geçiştirin. Lütfen gece rüyalarınıza girmesin, inanın bunu kaldıracak durumda değilim. Şimdi gelelim konumuza...

Öncelikle uzun zamandır yazamadığım için büyük bir "ÖZÜR" ile başayayım, ayriyetten mazeret de bildireyim : ipek blog'a el koydu, benim çok işlerim vardı, projeler vırtlar zırtlar, sular kesikti, elektirik yoktu, ipek internet faturasını yatırmayı unutmuş. ( şeç beğen al hanım )




Geçen gece ipeğe hafiften sarılacak oldum, "öff çok sıcak, yapışma" dedi. Bir anda yıkıldım! Hayatımın byük bir bölümünü paylaştığım hayat arkadaşım yanında beni istemiyordu! Oysa ben değilmiydim isilik olasıya kadar kışın soğuk günlerinde onu ısıtan, elleri üşüdü diye ellerine üfleyen, ayaklarına masaj yapan, şarkılar söyleyerek uyutan adam! Derin bir endişe sardı beni, ürperdim, sıkıldım, çok sıkıldım. o kadar sıkıldım ki balkona çıkıp bir sigara yaktım, sokaktan geçenlere küfür ettim. İpek uyandı bir süre sonra ne yapıyorsun sen, manyak mısın gir içeri dedi. "yok birşey canım sıkıldı, ona buna saldırıyorum" dedim. Yatağa döndük, o hemen uyudu, ben gözümü bile kırpmadım. Acaba sıkıldı mı benden, bıktı mı, nasıl bu hale geldik, yoksa sadece bencil mi, neden böyle yaptı ki gibi ve benzeri sorular sabaha kadar beynimi kurcaladı. Sizce neden yaptı bunu? neden? neden? neden? neden? neden?...

10 Haziran 2010 Perşembe

nikah masasına oturdun işte, inşallah kalkamazsın kazık girer götüne


herkesin bu yaz evleneceği tuttu. söze, nişana,düğüne nikaha gide gide bi hal olduk.daha da gidicez, henüz bitmediler. artı bizim bunlara gidebilmemiz demek paracıklarımızın suyunun çekmesi demek.ben öyle idareli bi kadın değilim arkadaş, onu şuna uyduriyim, o ayakkabıyı giyerim altına bişolmaz, şimdi boşuna masraf olmasın diyemiyorum.aslında demek isterdim ama beceremiyorum.elbisem yeniyse ayakkabımda çantam da,aksesuarım da, elbesinin içine giydiğim donum sütyenim de yeni olacak. şu obsesiflikle şu zavallı efe kulun nasıl hala bana katlanıyo şaşırmaktayım allaaam.



milletin otuna bokuna gitmekten biz nişanlanamadık, mayıs sonu yapıcaktık güya öyle aile arasında bi atraksiyon,nerdeee?? efe bana kolye aldı,pırlanta 0_0 taktım nişanlı hissediyorum kendimi.pırlanta mı pırlanta, taşı var mı var, haa parmağımda ha boynum da ne farkeder :) ben de ona saat aldım, ahaan da nişanlandık :) o değil de sık boğaz etmesin kimsecikler halledicez bu yaz. Her arayan ne zaman nişan diyo, yeter ulann yeter, biz takınca yüzüğü size nolucak, zaten aynı evde yaşıyoruz, yıllardır sevişiyoruz, efenin karısı gibiyim ne değişicek yani hayatımızda?? ülkemizde insanlar aynı evde yaşayıp her istediklerinde sevişmek için evlenmiyo mu? biz de eksik yok,rahat olsunlar, ne bu acele ben anlamadım? aynı evde yaşadığımızı duymayan kaldı mı bilmiyorum da germesinler beni. ben çok istiyorum evlenmeyi zaten de asi ruhluyumdur, soğutucak 3-5 salak ondan korkuyorum. evlen de evlen, zıkkımın dibi.benim de korkularım var belki, sorumluluk korkum en başında geliyo mesela...ben çok değil daha 2 hafta önce en yakın arkadaşımızın nikahını kaçırttırdım efeye,kendime de tabii. üstelik şahitti efe, allahım çok utanıyorum. nikah bursadaydı, ben kuaförden geç geldim, yolda kaza vardı,hava yağmurluydu geciktik işte. gel de evlen de şimdi bana. ben böyle değildim aslında yaa, yazınca anladım kızdım bak kendime. ne metodsuz düzensiz bi kadın oldum çıktım, efeyi geçtim şimdi o kıçımı topluyo :)



Bloğa uzun zamandır bişi yazmıyorum ya, hepsi bu rahatlıktan. ama bugun soz verdım kendıme artık duzenlı olarak yazıcam, uzak kaldım, üzüldüm ! o değil de çeyrek altın 108 L. olmuş. 5 tane almamız gerektiğini düşününce, jet hızıyla evlen, gelen altınları dağıt ipek diyorum ama sonra da düşünüyorum da millette benim rahatlığımın 1000 de 1'i varsa eğer kimse kıçını kaldırıp jet nikaha gelmez,altınlar gelmez,biz oldu bittiye getirmiş, evlenmiş ve avucumuzu yalamış oluruz. yok yok sabır :)


paragöz ipek kamboçyadan bildirdi.
öpüldünüz

22 Mayıs 2010 Cumartesi

killing me softly with his song



bahar sıkıntısı desem değil, öyle olsa geçmiş olması gerekirdi, bu böyle bi sabırsızlık, bi hemen herşeyden bıkma, kabında duramama, uzun süre bi yerde kalamama,daralma, bunalma hali. anlamadım ki neden böyle oldum.bi hafta içinde 8 tane kitaba başlayıp,hepsinden ortalama 20 sayfa okuyup başucuma koymuşum,normal bi durum mu? tabii ki hayır,ben önceden 4-5 kitabı başucumda tutardım tamam da, okuyodum yahuu ben hepsini. kitaplarla şiddetli geçimsizlik var bu ara aramızda, ayrılıkla sonuçlanmadan düzelmesini umuyorum. müzik de dinleyemiyorum ben bu ara. (depresyondaymışım da şimdi haberim oldu ya ! yazmak iyi bişi değil bazen, bak anladım boka sardığımı ) bi şarkıyı sonuna kadar dinleyemiyorum, üşenmiyorum gidiyorum değiştiriyorum, işte bunu istiyorum dinliyim bari diyorum yok yine olmuyo. bulaşık yıkarken ellerim köpük köpük gidiyorum, off sıkıldım sus bi diyorum, sanki 2 dakika önce açan ben değilmişim gibi.milyon tane okuduğum blog var benim, çok keyif alarak okuyorum hemde. ama şimdi sadece başlıklarına ve fotograflara bakıyorum, içim sıkılıyo,sabrım gelmiyo okumaya...az önce de kendime söz verdim, bilgisayar 2 saat 45 dakika kapalı kalıcak diye, sözümü tutamayacağımı bildiğimden yemin ettim. nafile, pek bi etkisi olmadı, yeminimi ve sözümü tutmuş olsam bilgisayarın açılmasına 2 saat vardı daha. yemin ettim ya, çarpılır mıyım diye annemi aradım, özür dilerim allahım bi daha boşuna gereksiz yemin etmicem de aç bişolmaz dedi. yaptım, pişmanım... acaba faiziyle birlikte 3 saat kapalı tutsam allah beni affeder mi ? Benim bu sıkıntılarım geçer mi, herşey normale döner mi?

http://fizy.com/#s/1032in

( dinleyin hadi, sonuna kadar :)














16 Mayıs 2010 Pazar

boş bakkal taşak tartar ( başlık efeye ait )



bu aralar şaşkınlığım üstümde. aslında ben normalde de öyleyim, az çok biliyosunuz artık beni ama bu sefer başka. yeni lens aldım ve solüsyon.benim lens kaplarını atmamak gibi salak bi huyum var, boşlar durur öyle çekmecede. yeni bi lens açtığımda da eskisini hemen atmam, yeni olanın teki kaybolur bişi olur onu kullanırım diye.neyse yeni lensi taktım okula gittim,geldim eve çıkardım.ertesi gün oldu yine çıkıcaz,lensi takmak için ayna karşısına geçtim ve 5 dakika kalakaldım. e bunların hangisi yeniydi? aynı lens kabı ve yanyana duruyo.ben dün ne yediğimi unutan bi insanım ne bilicem soldaki mi sağdaki mi? ya şundadır ya bunda yaptım taktım çıktım, bütün gün battı gözüme, eve geldim diğerini taktım o da battı. ben de batsın bu dünya dedim, delirdim ve ikisini de çöpe attım, rahatladım.


bacaklarıma, kıçıma başıma yağları sürmeye devam ediyorum. fayda ediyo mu bilmiyorum da sürdükten sonra dayak yemiş gibi oluyorum, kabak lifi kesemle önce bastıra bastıra masaj yapıyorum (başka biri onun onda biri bastırsa basbas bağırırım ama dayanıyoruz napalım, acıların çocuğu ipek ! ) sonra da o yağları sürüyorum. benim vucudum en ufak bıseye kızarır çok hassas, o kadar işkenceye üstümden tır geçmiş gibi oluyo, annem görse efenin beni boş vakitlerinde dövdüğünü ya da sapık olduğunu, sevişirken beni parçaladığını falan düşünebilir.


şaşkınlığım üstümde diyorum kimse inanmıyo, dün de naaptım? allahım utanıyorum kendimden. benim gökhan diye 2 arkadaşım var, ikisi de aynı anda askere gitti. birini çok severim, birine sinir olurum, dedikoducu mendeburun tekidir. bunlar iletilerine şafak 74, malatya, ne kola ne fanta sadece yedigün falan yazıyolar. e aynı anda gittiler şafakta aynı malum. adları da gökhan yazıyo, hani öyle süslü püslü gÖkhaaann yazmalar falan yok. ben salak karıştır bunları, 1 saat o mendeburla konuş, moral ver,efeyi çekiştir, eskişehirde dedikodusunu yapmadığın adam bırakma. o anladı, o domuz kesin anladı ama bilerek yaptı. ne fena yaa, ayy çok utanıyorum. efeye anlatmamıştım, burdan okusun bari. hayy çeneme sıçıyım ben yaa, bak gerildim !


efe bana japonyaya git ipek gelme bi daha dedi ya geçenlerde, demek baktı ki benim gideceğim yok, ben dırdır yaparken ipek bak yatağın altındaki kara delikte kaybolucam görüceksin dedi. çok güldüm önce sonra da üzüldüm yahu, adam deliklerde kaybolmak istiyo, durum vahim. geçen up in the air'i izlerken damat düğün günü ben vazgeçtim diyip içerde kitap okuyodu ya rahat rahat, bi an efenin geleceğini gördüm sanki :)



geçen gece rüyamda serkan altunorakla sevişicekmişiz. yani aslında tam da sevişicez sayılmaz çünkü daha öpüşmeden ben bok ettim herşeyi. ne salağım allahım. bu tam böyle romantik romantik eğildi öpsün diye, haaayıırrrrrr sen gaysin ben gazetede öyle okumuştum dedim. adam gayse bile o an gayliğini bi kenara koymuş, ne malımm allahım. öpüş, koklaş, taş gibi adam dimi ama. hep sorgula hep mantık ara, ayy salak ipek. ( efecim bi tanecik sevgilim anlatamadım kızarsın diye ama rüya napiim ? benim elimde olan bişi değil, olsa serkanı değil de george clooney'i görürdüm ^^ )



msn de bi arkadaşım iletisine masa da masaymış ha ! yazmış. bende aaaa masa mı aldınız hayırlı olsun dedim, ipekcim edip canseverin şiiri o dedi :) şiir kültürüm yok napiiimm, kim olsa öyle anlar bi kere, yazıyolar abuksubuk iletiler sonra biz burda komik duruma düşüyoruz. tööbe töööbeee.



efeye bi şarkı dinleticem sana şahane dedim, açtım güya dinliyo bu ama aklı başka yerde. sinir oldum bende, dedim ki bak efe seni bloga rezil ederim,efenin cinsel tercihleri değişti,o artık gay oldu adı da efe değil ece artık derim dedim. sonra da şok oldum, bi şarkı için bunu yapıyosam aldatsa falan neler yaparım acaba? kendimden korktum

13 Mayıs 2010 Perşembe

fransız efe, japon ipek


bahar depresyonunda olan ipek 753678654. kez amelie'i izlemektedir. bitanecik sevdiceği evde değildir ve ona şu mesajı atar.


ipek : sevgilim amelie'i izliyorum, bi yerde diyo ki, sans toi, les émotions d`aujourd`hui ne seraient que la peau morte des émotions d`autrefois. ne güzel dimi, hemen not ettim ajandama, sevdin mi?


efe : bunu anlıcak kadar fransızcam olsaydı adım sebastian,fabien falan olurdu ipek !


ipek : amann iyi be, filmin içine ettin zaten without you, today's emotions would be nothing but the scurf of former emotions diyo . bye


efe : japoncasını yazarsan kesin anlıcam ipek.


ipek : efe film izliyorum diyorum ya, msj atıyosun konsantrasyonumu bozuyosun, bi halttan anlamıyosun ve sürekli soru soruyosun isteklerin bitmiyo, nerden bulayımm japoncasını, kursa gidicem diyince bıdı bıdı yapmayı biliyosun. bak gitsem öğrenir yazardım !


efe : japonyaya git ipek, 5 yıl hiç dönmeden sürekli japonca konuşursan öğrenirsin diyolar. dene bence. 5yıl şartını unutma ama. muck.



efe benden sıkıldı galiba. baksanıza mesajına, uff nasıl da tersliyo beni:( gözünün önünden gitmemi istiyo, 5 yıl git gelme dedi, çok ağladım :(



mutsuz ipek

7 Mayıs 2010 Cuma

selülitlerim yok benim !!!!!!!



fit görünmek ve 3 kilo vermek uğruna 3 gündür aç yaşayan ipek alışverişteyken bu aralar gözüne bi orangutan görünen sevgilisine mesaj atar.




ipek : sevgilim süper yağlar aldım, çok mutluyum :)




orangutan : niye, güreşicek miyiz ?




ipek : amann ne komiksin sen öyle yaa !




orangutan : kızma sevgilim yaa komiklik olsun diye şeettim, ne yağı aldın söyle hadi ballı bademim.




ipek : Biberiye,kekik badem,buğday,hardal,okaliptus,nane ve portakal yağı. bunları karıştırıp olmayan selülitlerime sürücem. var deme yok, olmasınlar diye sürüyorum. haa bi de kabak lifi kesesi aldım, onla masaj yapınca hiçbişi kalmıyomuş.




orangutan : olmayan ? hııı evet! ee yoksa neden alıyosun bitanecik sevgilim?demek ki var ki alıyosun, hadi kolay gelsin.




ipek : ya kaç kere söylicem efe ya, kızdırma bak beni...algılayamıyo musun, önlem diyorum olmasın diye diyorum !




orangutan: her yerini bilen biri olarak bende bunu yedim :)




ipek : evet!!!! tamam o zaman öptüm bye.





( işin boka saracağını gören ipek noktayı koymuş, efeyi susturmuştur. çünki bilir ki efe istiyosa gerçekten bişiyi o şey olmasa da olur, ipeğin selülitleri yoktur ama efe göstermek istiyosa insanın kolunda bile selülit bulur, ipek sussa iyi olur :)





Aradan 2 saat geçmiştir, ipeğin açlıktan gözü kararmış, heyheyleri tepesindedir ve utanmaz arlanmaz sevgilisinden şu mesaj gelir.





efe: ne yedim arkadaş yaa, ne çorbası kaldı,ne pilavı,ne revanisi,ne pastası,ne çayı ne keki.off şiştim.





ipek mesajı okuyunca gözü döner, o an gözünün önünden bir film şeridi
gibi kekler,revaniler,pastalar,börekler ve mangoda içine giremediği 36 beden elbise geçer. olsun der, türkiye de kaç kişi 36 beden ki.varsın 38 olalım 40 olalım. hem ne demiş atalarımız bir dirhem et bin ayıp örter. varsın örtsün ayıplarımızı. atar kendini bi kebapçıya, ne fındık lahmacunu kalır, ne tavuk şişi,ne salatası, ne çorbası ne künefesi. yer,yer,yer...oradan yuvarlana yuvarlana çıkar ve nefes alamaz haldeyken bi de gider mangodaki elbiseyi alır, insan hergün böyle yemiyo ki canıımmm, elbet bi gün girer içine diğğğ mi? girer girerrr :) Hepinizi öper, selülitsiz günler diler, gider.






5 Mayıs 2010 Çarşamba

bok blog

ben çok sinirliyim !!! ya bizim bloğumuz çok çirkin, herkes neler ekliyo, rengarenk blogları milletin bi de şuna bak. bok gibi book....hiçbi albenisi yok. ben bu konuda beceriksizim evet kabul ediyorum. insan böyle hoşlukları sevgilisinden bekliyo ama adam ayı ! Odun ya bildiğin kereste. az önce bi blog okuyodum baktım böyle nereden girdiğini o an ne okuduğunu falan gösteriyo, benim neyim eksik kendi işimi kendim görürüm dedim, ekledim. sonra bi baktım Rio De Janiero, Brazil arrived from google.com reading Bileklikler Bitti;) yazıyo bizim blogda:) Ne bilekliği ne brazili kardeşiimm :) Nasıl oldu bilmiyorum, zaten onu yapmayı bana efe göstermişti bişi eklemeyi falan, eksik göstermiş. neyi tam yaptı ki, domuzzzz. elim ayağım titredi yok babet modelleri, yok leopar desenli gözlükler bitti... moda bloğuna dönüşüveriyodum az kalsın.şöyle şeyler yazdığımı düşünsenize, ne giydim 1, ayyy ayfonla çektim fotograf kalitesi için kusura bakmayın canlar, şimdi ben bugün şunları giydim. zara ceket,mango kot, tokalarım x'ten (burda tık tık yapın denilir,reklam alır o tokayı yapan abla) çorabım penti, donum la senza, sütyen kullanmıyorum, marka veremiiciim. ayakkabılarım kenzo. koşun koşun sizde alın çok ucuz çok.



hem dalga geçiyosun hem bunları nerden biliyosun diyebilirsiniz. evet okuyorum akşama kadar. millet ne giymiş ne takmış takıştırmış bakıyorum, aslında benim dalga geçtiğim şeyde kıskançlık arayabilirsiniz. nasıl bi azimdir bu ya.takdir etmemek imkansız, sabahın bi körü ben ne giyeceğimi bulamıyorum kaldı ki giyinip süslenip fotograf çekip bi de onların markasını falan hatırlıcam. ohoooo. saçımı taramaya üşeniyorum ben ya, tepeden topluyorum kuş yuvası gibi oluyo. zaten o hallerimi koysam kimse bi daha blogu okumaz. efenin bi bildiği var demek, adam fotograf yasak ipeeekk diye boşuna çıldırmıyo.



dün bi film izledim, julie & julia... ne güzel filmdi o öyle. o an dedim ki benim bi yemek bloğum olmalı. portakal ağacından neyim eksik. (bakınız portakal ağacını bile biliyorum) Düşündüm de herşeyim eksik anasını satıyım... hatun fazla yetenekli bende yok,yığınla parası var sanırım bi seferde 2487654 çeşit yemek yapıyo o da bizde yok ( kaldı ki ben o yemekleri 1 ayda ancak yaparım), çok güzel tabakları bilmem nesi var, sunum şahane yani, bizde o da yok. öyle şahane esse'den yemek takımı kullanıcak halimiz de yok öğrenci evinde. güzel fotoğraf çekiyo, bi tek bunu becerebiliyorum sanırım. düşünce yapamadığım yemeğin fotografı olmıcağına göre yemek blogu da yok. izlediğim filmle birlikte ne hayaller kurmuştum,yemek blogum olsun, beni çok kişi okusun sonra keşfedileyim ne biliim emine beder ayşe tüter falan olayım ama nerdeeee...film bitti hayaller gitti.


kendimi pek vasıfsız hissettim be blog. ama olsun ben seni seviyorum, bi gün eminim beni de keşfeden biri çıkar, ayşe arman röportajını da yapar :) öpüldünüzz.
ipek

2 Mayıs 2010 Pazar

mecburen mecburenn


ipek çok temiz kalpli bi insandır, allahım neden uzun zamandır komik bişi olmuyo diye hayıflanmıştır 2 gün önce. evren de yolladığı mesajı anında eyleme dönüştürmüş ve ipek gerçekten çok eğlenmiştir. olaylar şöyle gelişir.
bizim ev işlerine gelen bi "mecbure" teyzemiz var. ben çocukken geliyodu hala geliyo işte. halının püskülü nasıl yıkanıyo biliyosam ona borçluyum. okula gitmediğim bi gün püskülünü yıkayacağı halıyı benim odama getirip hasta halimle bana özel ders vermişti. ordan öyle bakmakla olmaz kalk sen de yap bakalım,iyileşirsin hem demişliği bile vardı.
mecbure teyze pek normal bi insan evladı değil.. ağzının kenarından sigarası, son dönemde de kulağından telefonu eksik olmaz. okuma yazma bilmez ama sürekli mesaj gelir. anneme okutur, cevap yazdırır, beğenmez sildirir bi daha yazdırır. bir nevi annemi sekreteri olarak kullanmaktadır.
çocuklar onu pek sever. benim sevgim de o dönemde başladı zaten, teyzemlere de gitmekte bu meco teyze,küçük kuzenim hasta ona:) Odasında kocaman çerçeveli fotografı duruyor, sarmaş dolaşlar:) Annesi kaldıralım artık dediğinde sinir krizleri geçiriyor :) kadın bağımlılık yapıyo resmen.
mecbure teyze iyi hoşta biraz fazla çılgın. gelme gitme saati belli değil mesela bize. sabah gelirim der öğleden sonra gelir, gelemem çok yorgunum der bi bakarsın gelmiş cam siliyo...uykum kaçtı deyip sahurda gelmişliği bile var bize :) kafasına göre takılır, evin şeklini şemalini değiştirir, içinde bir adet peyzaj mimarı bir adette iç mimar barındırmakta bence :)
bundan 2 yıl önce bir kış günü annemler evde yokken, perdeleri kesmiş. kaloriferin hizasında :) boşuna mı o kadar para veriyomuşuz, perdenin arkasında kalıyomuş bütün sıcaklık. annem yetişmese şekil yapıcakmış alt tarafını :) deli kadın o_0
son yaptığı da marjinal yönünü ortaya çıkardı, eski vukuatlarını sildi süpürdü. annemim çok sevdiği bi arkadaşı var, kadın biz yazlıktayken gelsin haftada bir evi temizlesin, güvenilir kadın demiş. güvenilir de deli yahu. kadın martta çekmiş gitmiş yazlığına, 2 gün önce bi gelmiş mutfağın kapısı yeşil. mecbure boyamış ahaaha. evden boya getirmişler kocasıyla, bi güzel boyamışlar. yeşil tabakları varmış leman teyzenin bi de çaydanlığı, ona uydurmuş. sürpriz yapmış, kıyamammmmm:)))
bütün gün güldüm, yanına gidip gıdıklayasım geldi yaa, nasıl bi sevimliliktir bu. evlenelim bize de gelsin temizliğe nolurr nolurr :)

30 Nisan 2010 Cuma

fantastik rüyalar

ilginç rüyalar görmekteyim şu aralar. bi gece önce ayşe arman bizle röportaj yaptı, ben yataktan bi dünya starı olarak uyandım. allah dağına göre kar veriyo demek ki yürüyüşüm değişti yahu, etkisinden 1 saatte ancak çıkabildim. yine çıkamazdım da yıkanması gereken bulaşıkları, ütülenmesi gereken ütüleri görünce acı gerçek tokat gibi çarptı yüzüme, e starlar çamaşırdı bulaşıktı uğraşmıyo tabi. haa bi de ayşe armana saçlarını sordum kuaförün kim ayşecim diye. rüyada bile şapşalım, sen starsın ulann, para bok, ne diye sorarsın? :)


dün gece gördüğüm rüya biraz daha ilginç. efe yok oldu. bu arada olsa hiç yok demem hani:) biz sevgilimle bi ranzanın üst katında yatıyomuşuz. ama sadece yatıyoruz öyle elimiz işte gözümüz oynaşta değil yani. Odaya biri girdi, efe'nin de o arada görünmemesi gerekiyomuş, ben üzerini yorganla kapadım. içeri giren adam gitti, bi açtım efe yok. ranzayla duvar arasında boşluk varmış, eğildim baktım, alt kata indim oraya da baktım. yok !!! Yuttu kara delik efemi...gitti dalyan gibi sevgilim.


sabah uyanır uyanmaz anlattım, dikkat et kendine tamam mı sevgilim dedim. heyyttt bee david copperfield gibi adamım dedi. salak yahuu salak :))))

26 Nisan 2010 Pazartesi

İSTEK HATTI



efe her ne kadar sinirlenince sen insan değilsin ipek, walla da billa da garip bi yaratıksın dese de bende insanım ve isteklerim oluyo şu fani dünyada. yazmak istedim,yazarsam gerçekleşir belki dedim,hadi bakalım.

EFE

* bloga bişiler yazsın (ilk isteğimin bu olması beni de şaşırttı dosTlar,ellerim benden bağımsız yazıverdi)



* maç izlemesin.izlerken içindeki gorili ortaya çıkarmasın,korkuyorum. çok sevgili galatasarayı gol atınca tepinmesin,o esnada bana sarılmasın, boğulucam bi gün bunu algılasın.



*daha düzenli bi adam olsun,evi daha az dağıtsın,çoraplarını mümkünse aynı odada çıkarsın,sabahları çoraplarım nerdeeee benimmmm diye sinir krizi geçirmesin



* ben alışveriş yaparken aramasın,dikkatimi dağıtmasın, hemen bırak o elindekini çok çirkin hiç yakışmaz sana demesin, hissetti mi acaba diye içime kurt düşürmesin



*mantı yapmayı öğrensin,her akşam bana mantı yapsın.



*her sabah da salçalı kaşarlı enfes sucuğundan yapsın.



*ben yemek yerken ye tosunumm ye demesin. (gıcık)



*yemeğin ilk lokmasında suratını ekşitmesin,gülmesin, ee bu çok kötü olmuş sevgilim demesin.burdan da şu sonuç çıkmasın çok rica edicem,ben kötü yemek yapmıyorum,efe hep aynı bayat espriyi yapıyo.



*friendfeedini,twitterını her bi bokunu kapatsın




İPEK




* daha fazla film izlesin, daha çok kitap okusun, bahardı yorgunluktu demesin bahane bulmasın



* daha az alışveriş yapsın, evde okunmamış bi sürü kitap varken gidip kitap almasın (son çılgınlığım bu)



* daha az telefon görüşmesi yapsın, beyni patlıcak, kanser olup gebericek. yok ben böyle mutluyum diyosa telefonu kulağına bantlasın, kolundan ve boynundan da olmasın.



* 3 kilo zayıflasın, hergün bacaklarına badem yağı sürsün bunu alışkanlık haline getirsin,üşenmesin



* daha az kahve içsin, artık uykusunu kaçırmadığını anlasın



* e artık bi yüzük beğensin, kararından hiç pişman olmasın. eve geldiği an ayy bu çok çirkinmişşş diye ağlamasın



* yazın gelmesine birazcık daha zaman olduğunu algılasın, incecik şeyler giyinip aksırıp tıksırmasın




EVREN




* saksıdaki çileğimi hemen büyütsün. sabah bi uyanıyım bi saksı da 1 kilo çilek olsun mis koksun. sonra ben onları çilek reçeli yapayım ve anneminkine 10 bassın.


* bi kızımız olsun adriana lima'ya benzesin

* arabamız olsun,range rover:)


* evimiz olsun, cihangir de:)



* bi gün tel. çalsın, acun beni de survivora çağırsın, hem yanayım hem de karnım belime yapışsın

* sağlık,huzur,mutluluk dolu bi yaşamımız olsun. ( son sırada sağlık istemek ne şahane)


EV




* kendi kendini temizlemeyi öğrensin

* dağılmasın

* bana hizmet etsin. evet ya yapsın bunu,hep ben hep ben. sil,süpür temizle.yeter be yeterr.


OKUL

hemen bitsin !!!!

24 Nisan 2010 Cumartesi

falcıbacı.com


Allah beni nasıl biliyosa öyle yapsın e mii? yine falcıya
gittim ben. kim nerde falcı var dese atlaya zıplaya
gidiyorum zaten. ne paralar bayılıyorum, bi de saf saf
inanıyorum ya kendime ne diim bilemedim.
benim fal aşkım ortaokula dayanır. halamın sevgilisi
vardı,üniversiteden beri beraber olduğu.bi türlü
evlenemiyolardı, o her fırsatta falcıya gidiyodu. ben durur
muyum orda bi yaygara,bi çirkeflik,ağlama zırlama benim
de falıma bakılıyodu.her defasında da senin neyin var
kızım fallık diyolardı.kuduruyodum. bi günde yine bi falcı
teyze kızııımmmm senin daha bokun kurumamış götünde,
baksak nolceek demişti. çok ağırıma gitmişti. içime dert
oldu walla,ben falcıya gittiğimde ilkokula giden biri olsa
yanımda, bende baktırıyım mı ipek dese, hemen çocuğum
nerde kahven derim. o çocuğun da aşk hayatı olabilir
öğrenmek istediği şeyler olabilir ki bendenizin vardı.
lise de okuldan kaçıp falcıya gidecek kadar abartım olayı.
hatta manisaya gittik. ayy kadın nasıl bişiydi allahım.
bişiyde söylemek istemiyorum cinleri yetiştirir falan
çarpılırım mazallah. bildi falcı teyze herşeyi bildi ama
korkunçtu işte. bi de ben korktukça göözümeee bakkk
diyodu, tüylerim diken diken oldu bak.
üniversite de ilk yıl çok akıllı uslu durdum. sanki falım
fallanmıştı,merak ettiğim bişi yok gibiydi ama baktırıyodum
yine de arkadaşlarıma falan. sonra kızılcıklıdaki boncuk
ayşeyi keşfettik zeyneple. (efeyle bize büyü mü yaptılar
acaba düşürken ona mı gitsem diye düşündüm,itiraf ediim:)
kadın çingene,simsiyah bi teni
var ama gözleri masmavi. o yüzden de boncuk ayşe. baktığı
kafe nasıl leş bi yer.resmen kadın pazarlıyolar gibi bi hava
var.sigara dumanı her yer,ucuz ucuz kadınlar, bi tarafta
okey oynayan amcalar,loş ışık...boncuk ayşe bana takmış
durumdaydı, güzel kızım diye öpüp kokluyodu beni,bi gün
gittiğimizde eğildi kulağıma seni çok beğeniyorum dedi.
lezbiyen desem değil torunu varmış,benim bereme de
yavşamıştı, para veriyim al demişti,hem torunlu hem
lezbiyen olamaz heralde? Neyse biz ordan öyle korkuyoduk
ki 2 kişi gittiysek eğer o gün birimiz fal baktırıyoruz falan.
kahveye bişi katarlarsa uyuyup kalmayalım,bizi
götürmesinler diye. kafamdan neler geçiyo,boncuk ayşe
manukyan gibiymiş,bizi pazarlıcakmış kahve bahaneymiş
hayat şahaneymiş ohhh...efeye söz verdim artık oraya
gitmiyorum ama dün başka birine baktırdım.işte
söyledikleri.
*2.ölen dedem samsun içiyomuş,birine 3 paket alıp
vericekmişim.(içiyodu iyi hoşta benim vericeğim sigaranın
ona yararı ne?biri açıklasın hemen gidip alıcam)
*anneannem hep benimleymiş,beni çok seviyomuş mezarına
daha sık gidicekmişim.(bi de bak şimdi burda o, burnuna
kokusu gelmedi mi dedi, çok tırstım)
*efe çok iyi bi çocukmuş,bana çok aşıkmış,evlenicekmişiz
*2 evimiz olucakmış
*çocuk demedi, kısır mıyız acaba? Korunmaya son, merak
ettim:)
*Kimsenin evinde banyo yapma,zehirleniceksin dedi,ulann
sanki en büyük zevkim başkasının evinde yıkanmak,fantaziye geel
:) yediklerine de dikkat et gıda zehirlenmesi de olabilir
dedi.
*kolestrol,tansiyon hersey iyi,sağlıgın yerınde dedi, bana
baksanaa teyzeee, ne arasın bende kolestrol diyemedim:)
*Efe'nin annesi beni çok seviyomuş, canımmmm:)
*İstanbul görünüyo dedi bi de.
yarım saat anlattı bişiler de bunlar kaldı aklımda.ordan
çıkınca yamuluyorum aaa şunu da bildi wayy anası bunu da
diyorum,sonra geçiyo.yazınca komik geldi bak. öperim sizi
giderim.
ha bi de izmirde falcım var benim,karşıyakada ki müjgan
cafe. bu da gitmeden size kıyağım olsun.muck.

ipek
***çok girintili çıkıntılı bi yazı düzeni olmuş, yüzük beğenemeyen ruhu sıkılan insan psikolojisi:)

22 Nisan 2010 Perşembe

imdaatt !!!



Ne zor şeymiş yüzük beğenmek. ömrümden 5 yıl gitti, gözlerim kör oldu ekrana bakmaktan. hepsi benim olsun istiyorum, karar veremiyorum. ağlıciiim şimdi :(((

19 Nisan 2010 Pazartesi

neden ayrıldık?

Benim beynim kötü olanı unutmaya programlanmış, aslında kinci bi insanım da. hem unutup hem nasıl kin tutabiliyosun deseniz inanın bilmem.sanırım bu şöyle bi durum, sevdiğim insanların yaptıklarını unutabiliyo sevgili beynim ama sevmediğim hayatımdan çıkarmaya can attığım insanlara karşı adil davranmıyo. sürekli hatırlatıp daha çok nefret edeyim istiyo.
efe tabiki nefret ettiğim bi insan olmadığı için, olamayacağı için hemencecik unuttum o kötü günleri,sanki hiç ayrılmadık gibi. rol yapmıyoruz, gerçekten o da bende böyle hissediyoruz. bundan şu sonuç çıkmasın efe zaten bana hiçbişi yapmadı, beni üzmedi. ayrılmadan önce ben garipleşmeye başlamıştım. sorunun bende olduğunu efenin aynı adam olduğunu biliyodum. ama ahh o "ama" lar. içimi bişiler kemiriyodu. herşey kendimi çirkin hissetmemle başladı:) regl öncesi cinnet geçiriyorum ya öyle bişi geçer dedim. sanki ben çirkinleştikçe efe daha yakışıklı bütün kadınların taptığı bi adam oluyodu gözümde. kıskanıyodum evet ama halini tavrını,tipini,boyunu posunu,saçını başını,gülüşünü,duruşunu, herşeyi. normalde efenin kız arkadaşarıyla çok iyi anlaşan ben hepsine düşman oldum bi anda, farkına varmadan tersliyodum hepsini olur olmaz. dışarı çıktığımızda huzursuzdum hep, hem kimse olmasın istiyodum yanımızda hem de efeyle yalnız kalmaya korkuyodum. evde de durum bok gibiydi. sanki efe ben yokmuşum gibi davranıyodu. aslında davranmadığını çok iyi biliyodum. ama anlamıyodu ki mantığım. efeye odada bişi göstericektim, gelirmisin dedim, 5 dakika sonra olur mu sevgilim dedi. ben 5 saat ağladım. efe hiç bi seferde gelmez hep bi saniye,10 dakka sonra, birazdan der. ama dedim ya normal değildim, anlayamadım hiç.
sonra bigün bi baktım ben kendimi efeye karşı nasıl doldurmuşum, içimde sanki efeyi sevmeyen başka biri var da beni ondan soğutsun diye uğraşıyo gibiydi. nitekim başarılı da oldu. öyle bi an geldi ki bana dokunmasına bile dayanamıyodum. eve gelmek istemiyodum, okulda oturuyodum boş boş...ödevleri bahane edip geç gelicem diyodum. o da biliyodu aslında ama elinden bişey gelmiyodu. naapsın?
Ayrılalım, git dedim bi gün. uykum kaçtı diyip salonda uyumuştum o gece, uyandım çatlıyorum uyansın da söyliyim bitsin gitsin istiyorum. kahvaltıyı hazırladım, yemesine sabrım gelmedi. git dedim işte... sormadı bile nedenini. peki dedi. gitti.
ağladım,ağladım,ağladım. günlerce hemde. peki demese bağırsa çağırsa belki bu kadar ağlamazdım. uyuyamadım o yokken, yemek yiyemedim çok zayıfladım, eve kimseyi çağıramadım...düşündüm bi başıma. geldiğimiz durum kadar kendi halime de üzüldüm.
eskişehir dar geldi, istanbul' a gittim. 3 günden fazla kalamadım ankara'ya geçtim ordan. zaten gri ankara, sıkıcı, boğucu 1 gece sabredebildim...yazarken daraldım walla. off ne günlermiş.
bundan sonrası mutlu son zaten. anlatıcam ama sonra. öperim sizi, giderim.
ipek

12 Nisan 2010 Pazartesi

yazdım rahatladım


** efe 3 gündür atakuleden at beni in aşaa tut beni diye tahammül sınırlarımı zorlayan bi şarkı söylüyo. o kadar içime işledi ki şarkı, tüm gün biri içimde avaz avaz söyledi durdu. arkadasımın bırıne anlattım, o da evir çevir kıvır çevir salla,salla salla salla sallaa tittreeet diye güzide bi ankara şarkısı söyledi. şimdi biri susuyo içimde biri başlıyo, kabus:)

** sabah gülsuyuyla yüzümü silicektim. ağzımla açıyım o tıpasını dedim, fooşş diye doldu ağzıma,güllaç yemiş gibi oldum sabah sabah:) asetonu da bu şekilde açıyorum, demek ki neymiş açılmamalıymış. ağzıma o dolan aseton olabilirdi ve ben kör olablirdim. (aseton içince kör falan olunmuyo tamamen şimdi uydurduğum bişi.)

** efe çok dedikoducu bi adam olmaya başladı. adamın huyu değişti resmen. geçenlerde ilkokul arkadaşını yolda gördük, kızla bayaa bi konuştu ohh iyi geldi seni görmek falan dedi hatta.kızla vedalaştık,gitti.başladı bizimki,ilkokulda altına yaptığımdan girdi şu an ki koca poposundan çıktı. efenin hep böyle kalmasından korkuyorum, geçer mi?

** her yıl aynı şey oluyo, ben kilo kilo çilek yiyorum alerjim olmasına rağmen. sonra o yediğim çilekler vücudumda çıkıyo resmen, olsun ben onları da seviyorum.

** yaz geliyo hani bikini giyicez ya, ben bol miktarda su içiyim dedim. selülitlerim olmasın diye. (hiç yok ya :p) onu da yüzüme gözüme bulaştırdım, su kustum resmen litre litre:)hiç öyle iğrenç demeyin kusmuğum çilek kokuyodu:) BÖÖĞĞRRKK
** şimdi ben biraz hastalık hastasıyım ya hani, benim bu aralar yüzüm uyuşuyo bi de başım ağrıyo. efeye söylemeye korkuyorum,inanmıyo artık,gidiyoruz sağlamsın diyo doktor, sonra bi ton bıdı bıdı. ama bugun gazetede okudum cocugun bırının de yuzu uyusuyomus, başı ağrıyomus kafasında mandalina kadar tümör varmış. bende yoktur dimi? korkuyorum, ya geç kalındıysa, ölürsem?
** teyzem dün telefonda şunu anlattı, çocugun birininı derste hocası kaldırmıs adın ne demıs,fatıh demıs cocuk,o zaman sen fatıhayı oku demıs. sonra bırını daha kaldırmıs cocuk demıs kı adım yasin ama kısaca bana kevser derler. ben buna abartısız 1 saat güldüm. 6.sınıfa giden kuzenim anlatmış teyzeme o da bana anlattı ama hiç gülmedi. gülmediğin şeyi niye anlatıyosun ki kadıınn:) Efeye anlattım, 5 dakika sustu adam, inanamadı buna güldüğüme:) şimdi yazarken bende inanamadım buna güldüğüme:)
****daha çok şey yazasım var da ütü yapıcam, aman yaa ne zor iş kadınlık. öperim giderim.

8 Nisan 2010 Perşembe

voodoo


bu kadar atraksiyondan sonra size neler olduğunu anlatmak farz oldu. uzun süredir yazıyım diyorum ama öyle vıcık vıcık haldeyiz ki efeyle, tuvalete gidince bile özlüyoruz falan:) delimiyiz ne? :) biz hep böyle göt göte yaşayan bi çift olduk zaten ama bu sefer boku çıktı. efeye,başvuralım bizi yapıştırsınlar siyam ikizi olalım dedim, o zaman sevişemeyiz salak dedi. haklı, arada duruyo beynim, çatlarım ayol, adam dibimde sevişemiyorum:)

efeye sen yaz olanları dedim, ayy çok üşeniyorum gel bi öpiyim dedi. öpmeye üşenmiyo tabi. adam güzel şeyleri paylaşma özürlü, kavga ederiz yazar, ayrılırız yazar. hemen yazmış oraya bok varmış gibi, ayrıldık diye. cümle kurma özürlü, kolay tabi ayrıldık bitti demek. artık 1 yıl götürür bu onu :) bak yine gözüme domuz gibi görünmeye başlıcak susiyım en iyisi ben:) domuz dedim de, biz ayrılmadan önce efe benim gözüme domuz gibi görünmeye başlamıştı. nefret ediyodum resmen ya, yüzyüze gelicez de o meymenetsiz sıfatını görücem diye ödüm kopuyodu. ayrıldıktan sonra bi arkadaşıma durum bu bu dedim. ayy siz ayrılın diye domuz büyüsü yapmış olmasınlaaarr ipeeek dedi. bu arkadaşım da böyle acayip heyecanlı iki saniye yerinde duramayan bi hatundur. biz kalktık aranıyoruz nereye sürdüler acaba domuz yağını diye:) herşeyi döktük, bütün dolapları boşalttık domuz yağı arıyoruz, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz ve biz üniversite okuyoruz:) ev savaş alanına döndü bişi bulamadık diye üzülürken burcu atladı, buldum işte burda, yapmışlar hainler kotuna sürmüşler dedi. bende çok heyecanlandım hatta inandım bi 2-3 dakika ama sonra hatırladım, mum damlatmıştım ben o kota:) Ne sersemlik allaahımmmm:) bulamadık diye bayaa üzüldük, ben umudumu o domuz yağına bağlamıştım, bulunca efe domuz olmaktan çıkıcak biz eski mutlu mesut günlerimize dönicektik.

kahve yaptım, içiyoduk.mevzu yine biz tabii... burcu dedim böyle içli içli, hayatta en sevdiğin şey nedir deselerdi, efenin benim sırtım ona dönükken, bana sımsıkı sarılması böyle sıcacık sıcacık derdim ama dedim ya yüzünü görmiyim diye arkamı dönüp uyuyodum, yatakta ilk defa üşüdüm çünkü efede delirip sırtını dönünce yorgan bi o tarafa bi bu tarafa gidiyodu, aramıza uçurumlar giriyodu,soğuk rüzgarlar esiyodu üşüyodum dedim.(cümlem çok uzun ve bi o kadar da mantıksız ama anladınız dimi derdimi:) amann demez olsaydım, ayy ipeekkkk domuz değil bu kesin kaşık büyüsü dedi. aman kalkamam burcu git bak kaşıkların yerini biliyosun dedim. bi de fırça yedim,ne safsın ipek ya kaşığın evde ne işi var o toprakta dedi. ben nasıl tırstım, ne toprağı ya diyorum, cin fikirler geçiyo aklından belli, cevap bile vermiyo bana:) Kaşıkları sırt sırta gelicek şekilde birbirlerine bağlayıp toprağa gömüyolar, o zaman böyle sizin belirtiler oluyo işte dedi. bana bi daral geldi, bi sıkıldım. kim uğraşsın bizle burcu ya derken, sen çok zayıfladın ipeEEk kürdan büyüsü bıdı bıdı derken sevgili aradı da gitti.

benim de kafamı kurcaladı aslında, burcuya da soramadım sonra,tükürdüğümü yalamıyım dedim ama internette hoca bile araştırdım. ayy bunu anlattığıma inanamıyorum. şarap çarptı, salaklaştım, döküldüm iyice. bi de sevgilim uyumak için beni bekliyo, devamını yarın anlatırım bi ara.
möçk
ipek

27 Mart 2010 Cumartesi

10 Mart 2010 Çarşamba

LOVE SCENES

Sığamıyorum ben hiçbir yere. kimleri dolaştım, nerelere gittim, geçmiyor...Love scenes dinliyorum avaz avaz. nedendir bilinmez o günden beri sadece bu şarkı. gözümün önünde de hep aynı sahne.

Öpüşürken heyecanlanmadığımı ,onu öpmek istemediğimi farkediyor , elleri kalbimi arıyor istemsiz. kulağıma beni ne kadar sevdiğini soyluyor,eskiden olsa opusurken bi de bunları duyuyorken kalbimin atışı dışardan duyulurdu. onu bildiğinden bu merakı. bakıyor,atmıyor diyor.kalbimin sesi artık duyulmuyor, susuyor... ve kahretsin ki gözümün önünden bu sahne hiç gitmiyor...


ipek

26 Şubat 2010 Cuma

11 Şubat 2010 Perşembe

balgamlı amca, tombul teyze, şirret karı

yolculuğum kabus gibiydi. ben böyle bişi görmedim, duymadım arkadaş. kış olmasa inicektim walla yolda, yolculuğuma yürüyerek devam edicektim, arkamdaki yaşlı amcayı ve yanımdaki tombul teyzeyi protesto ederdim hem bu sayede. teyze tombul, cam kenarına sinek gibi yapıştırdı beni. naapsın yemiş yemiş böyle olmuş, kısmet herşey dedim, üzüldüm bi de. ama bi yerden sonra kadın pis şişkoya dönüşüverdi içimde. hem çok konuşuyo, hem çok meraklı hem de sürekli bişiler yiyodu. üstelik sadece yese iyi, bana da ikram edip almayınca da ölümü gör al kız diyodu.




yaşlı amcayı daha da felaketti, sanırım amca üşütmüş ciğerlerini, bi öksürüyo diyosun ki allahım düşücek şimdi ciğerleri önüne. bi de kesin balgam var böyle, hırıltılı öksürük yani. ben ne fantaziler kuruyorum yanımdaki şişko konuşurken. diyorum ki şu amca öksürüyomuş ğııırrrpp derken balgamı benim saçıma yapışıyomuş yeşil yeşil. sonra benim saçlarım çok ya hani, beni görmüyomuşum, efe saçlarımla oynarken bi bakıyomuş yeşil, sümüğümsü balgam.( kusucam ^^ ) bunları düşünüp koltuğa yumuldum resmen, iki büklüm oldum, belimdeki kayan disk sayısı eminim 5' e falan çıktı.





indim otobüsten çok şükür diyerek, kampüsün önündeyim, hava buz, izmirden gelince insan bi garip oluyo, dişlerim, çenem benden bağımsız oynayıp duruyo zaten. taksi çağırdım geldi, ben taksiye doğru yürürken bi kadınla bi kız benden önce atladı bagaja doğru. ben kendimi fazla sıktım kesin otobüste, allah yarattı demedim ve panter gibi atladım üstlerine. zafer benim oldu tabii... kadın, aman kızım şirret karı boşver binsin dedi. hem karı dedi hem şirret :) ihhihhii ^^


Öper sizi şirret karı

3 Şubat 2010 Çarşamba

Kibariye'nin memleketinde aşk ♥ ♥ ♥



5 gündür izmirdeyim. annemin ve babamın yanında, efe de kendi ailesinin...parmaklarımla böyle gün sayınca daha yeni geldiğimi ama 5 günün bayaa uzun geldiğini farkettim. o kadar uzun geldi ki bugün hem çok çılgın hem de böyle çook romantik bişi yaptık.ilerde çocuklarımıza, yok yok torunlarımıza dicem ki bu büyükbabanız var yaaa, dünyanın en tatlı,en romantik,en lokum sevgilisiydi. onlarda anlat hadi büyükanne
dicekler, ben milyonuncu kez anlatıcam zevkle, onlar da bıkmadan tekrar tekrar dinlicekler ilk kez dinliyomuş gibi. gerçi şimdiki nesil duygusuz, yeni yetme sıçırtmalar aşktan meşkten anlamıyosa bi 30 yıl sonra sallarlar mı, aşk diye bişi kalır mı bilemicem. neyse mevzumuza dönelim.



efe'den ayrılırken bayaa ağladım zırladım,sanki 5 ay ayrı kalıcaz anasını satıyım. ilk 2 gün seni çok özlüyorum aşk böcüüm, sana sarılıp uyumak vardı ahh ahh, yatakta soğuk zaten, nerdeeesin modunda geçti. Sonra özlem derecemizin arttığındanmıdır bilinmez, çılgınlar gibi kavga ettik. neden telefonu 1 seferde duymuyosun, yemek yiyosan kapatabilirim bu kadar soğuk konuşmana katlanamıcam, yanında biri varsa sonra konuşalım, neden uyuyosun ya bu saatte tüm gün naaptın bakiim sen gibi tipik ayrı şehirlerde olan ve birbirini deli gibi merak ettiği için birbirine saran sevgili triplerine girdik. ( cümlemin uzunluğuna dikkat çekerim ^^ konuşurken de böyle oluyo, konunun özünden sapıp başka diyarlarda bulduğum çok oluyo kendimi, gerçi şimdi sapmamışım, konu yerli yerinde ama cümlem uzamaya devam ediyo:::)



Dün gece uyumadan önce yine depreştik, hatta ben ağladım bi güzel. efe'nin dayanamadığı tek şey, ölür ya 2 damla göz yaşımı görse. ben burnumu çekiyodum ki buluşalım yarın dedi. nasıl sinirlendim, dalga geçiyo diye. baktım adam ciddi, oluurr dedim. ama evdekilere söylemeyelim hem anlamazlar, bokunu çıkardığımızı düşünürler hem de atraksiyon olsun dedi. ayy ben nasıl fingirdiyorum, sanki lisedeyiz,ilk defa buluşucaz... kimse bilmicek ya fazla coşkulu. bi de hayvan ben e nerde sevişicez dedim. puahahaa. adam erkek haliyle sormuyo, utandım walla. sordum efeye laf kaynadı, sonra tekrar dedim e nerde sevişicez diye, efe delirdi işte orda. sevişmekten öte şeyler de var ipek dedi. haklı, çok haklı:))

Buluşmaya karar verdik sıra plan yapmaya geldi. 1500 saat düşündük nerde buluşsak diye. karar verdiğimiz yer hakkaten enfes, AKHİSAR :) ben o arada aa kibariye'nin memleketi dedim, sanıyorum insan fazla sevinçten zaman zaman saçmalayabiliyo. kibariye ne alaka, ondan bizene, çözemedim:))



efeyle 11 de buluşmaya karar verdik, 90 km izmir'e, balıkesir'e 86 :) 8' de uyandırırım ben seni dedi, kapattık. annemim yanına gittim ben yarın özgeyle buluşucam kahvaltı yapıcaz dedim. sonra da alsancakta takılırız, beni merak etmeyin. annem, bizi mi görmeye geldin arkadaşlarını mı anlamadım falan dedi. bende sallamadım, dinlemedim bile:)



Gece bende bi heyecan bi heyecan, kaç kez uyandırdım efeyi. telefonunu kapattı en sonunda:) bende bunu bekliyomuşum sanırım, uyudum hemen sonra. sabah efe aradı, uyandım, hazırlandım bi güzel, gittim otogara...nasıl güzel bi duygu anlatamam ^^Yol boyunca telefonla konuştum, hiç sevmediğim eski ev arkadaşımı bile aradım zaman geçsin diye. nitekim
geçti, indim otobüsten beni bekliyodu canım sevgilim. koştum atladım boynuna, hayvan gibi öpüştük kibariye'nin memleketinde olduğumuzu unutarak:)



küçücük bi pastane bulduk, bi ton pasta börek aldık, sıcak çayla yedik bi güzel. o kadar romatikti ki, sanki orası böyle 5 yıldızlı bi otelin lüks restoranı gibiydi. gerçi öyle olsa bu kadar romantik gelirmiydi, parayla saadet olur mu orası tartışılır.



pastaneden çıktık, sokaklarda boşboş dolaştık, zaten 2 tane caddesi var :) Efe 3 saniyede bi kibariyenin memleketi haa diye böğürerek güldü. sonra bi mağaza gördük, super şeyler satıyo. minicik elbiseler falan var, yolu düşen olursa akhisarın girişindeki köşe dükkan. zaten ondan başka mağaza yok adam gibi görürsünüz. sevgilim ordan bana supersonik bi elbise aldı, giyiyim mi dedim, kibariye'nin memleketinde olmaz şimdi, izmirde giy dedi. uyanık sevgilim bi de poşetten çıkar çantana at, şimdi gider annene bak diye gösterirsin, salaksın dedi. haklı.yapardım:)



Sonra ayrılık vakti geldi, sevgilim beni otobüse bindirdi, el salladı. ben ağladım... ama akhisardan izmir'e kadar salak bi tebessüm vardı yüzümde, normalde otobüste kimseyle konuşmayan ben yanımdaki teyzeye efeyi anlattım. aşk işte ...




ipek

19 Ocak 2010 Salı

sick and tired


ve beklenen an geldi sayın seyirciler, efe grip oldu. Allahım o olmasaydı da ben olsaydım, o ne afra tafra, yemin ediyorum canımdan bezdim. menapozlu teyzeler daha az kaprisli ya, bu ne böyle?sabah uyandık, günaydın dedi işte o an anladım başıma gelicekleri. ben hayy allah nerde üşüttün gel bakıyım ateşine demeden çemkirmeye başladı. yorganı çekip dönüp kıçımı uyuyomuşum. tamam efecim de keşke uyandırsan, hem üstünü örterdim hem de sarılırdım hasta olmazdın dememe fırsat kalmadan ikinci
taaruza geçti, evi hergün havalandırdığım için, cereyanda kalmış, iyi ki yüz felci olmamış. yok ebesinin şeyi. tööbee allahım yaa.

mutfağa gittim, ballı ıhlamur yaptım getirdim, içmem ben bunu dedi. derin bi nefes aldım sordum neden efecim dedim, KOCAKARI ilaçları yapıcağına bence bi ilaç bul dedi. sanki kaplan kemiği tozu, ısırgan otu, sarımsak ve zencefilli bi karışım yaptım da içmem diyo göt. keşke yapsaydım da iyileşene kadar açamasaydın o ağzını. (yalnız az önce söylediğim şey kansere, aidse falan çare oluyomuş, ben büyük adam oluyomuşum, nobel falan kazanıyomusum:)

Geçtim içeriye salonu toparlıyorum ki prens yatağı hazırlıyım efe bey'e. O boru sesiyle bağırıyo taa içerden, ben ölünce rahat rahat havalandırırsın evi, yine açtın dimiii diye. götünde yeller esiyo adamın, onu rüzgar sanıyo heralde. üşenmedim gittim salak mısın efe sen ya dedim. hastayken ben sana böyle mi yapıyorum ama ipek diye bi başladı dokunsan ağlıcak, ezik sevgilim benim. kıyamadım bu seferde ya, bi rulo tuvalet kağıdı verdim yanına, bi de cep telefonunu. bişi olursa ara eczaneye gidip geliyorum dedim. telefonu verdim de ben kendi telefonumu evde unutmuşum, düşünün o kadar iki ayağımı bi pabuca soktu. ilaçları aldım eve geldim biriyle konuşuyo, annemmiş. telefonu bana uzattı, saolsun annemde merhaba ipek demeden neden bakmıyosun çocuğum sevgiline dedi. buyur burdan yak. önce ballı ıhlamur yapıcakmışım, anne olunca çok yaratıcı olduğunu düşünüyosun galiba. sanki ben bilmiyodum. yaptım da noldu içmedi dedim. efe hassas oluyo hastayken sen bi daha yap dedi. bende hassasım ama ya, regl olucam, memelerim götüm başım şişti. neden kimse benle ilgilenmiyo?

prens yatağını hazırladım, bol yastıklı rahat edebileceği bi yatak oldu, masasına kumadasını, ilaçlarını,cep telefonunu,tuvalet kağıdını, meyve tabağını,kitabını koydum. kahvaltıyı da hazırladım. gittim hadi efecim yatağın hazır içerde, burda sıkılırsın bak, hem bişiler yiyelim sonra da ben çalışırken yanımda dinlen sen dedim. yok mok dedi, sonra koluma gir hadi gidelim dedi. tabii arkadaşa kamyon çarptı, bacağında ve kalçasında kırıklar var ya, koluna girmeden yürüyemiyo:) Güler misin ağlar mısın ya:)

kahvaltı yaptık, hadi geç yat sen dedim, ya keşke ben odada uyusaydım dedi. o niye dedim. e şimdi burda sana da geçmesin dedi. şapşal sevgilim gece koynunda uyuduğumu unuttu sanıyorum, kuluçka dönemi falan var geçtiyse geçmiştir zaten,bunu düşünemedi:)
Azcık uyudu,uyandı. biz domuz gribi aşısı olduk bu ne gribi şimdi dedi. normal grip dedim, tekrar uyudu. beyin hücreleri ağır hasar gördü bence, sayıklıyo:) Çorba yaptım o uyurken, çitlembiğe içime doğmuş gibi tarif ettiğim şehriye çorbasından. utandı tabii bana çektirdiklerinden, gribin geçmesini falan unuttu öptü kokladı beni. bende dedim ki gripken insanın sesi super oluyo. mesela biz senle İNTERNETTE tanışmış olsaydık, ben sana numaramı verseydim, sen arasaydın ve bu sesinle merhaba ipek ben efe deseydin olay bitmişti ben sana aşık olmuştum dedim. abaza yurdum insanı dedi :) Yurtta benden başka gripli ses seven var mı bilemicem de ben bu efeyi çok seviyorum.

ipekkalpefe

13 Ocak 2010 Çarşamba

çok şey mi istedim?



ipek: sevgilimmm, formspringte efe'nin en sevdiğin yeri neresi demişler. adonis kası dedim. iyi yapmışım dimiii ?

efe: hıhı yapmışsın

ipek: Bakıyım mı? hanı haklı mıyım dıye onaylıyım dıye şeettim.

efe: off ipek dur yaa, görüyorsun film izliyorum. orda duruyo işte, dün geceden beri kaçmadı bi yere. ipek bi huzur ver allah aşkına ya. hadi aşkım.

ipek: yaa ! hemen bakıyım kapatırsın soora. sen izle hem ben bakarım.hem senin başın mı ağrıyo bugun? daha yaratıcı bahaneler bul lütfen.

efe: ipek saçmalama yaa öf. ohaa hatunun güzelliğine bak.

ipek: o hatun aç dese donunu indirirdin anında, bana t-shirtünü bile kaldırmıyosun. ühühhü. (burda walla gözlerim doldu.) cok naz yaptın amaa efe, ben sana boyle mı yapıyorum ? 40 yılda bı canımız bişi ıstedı. aşkolsun ama. unutmıcam.

efe: heh hemen trip yap.. hemen trip!... afferim ipek bravo. hatunun korna çalışı bile seksi, wayy anasını.

ipek: o korna kıçına kaçar da oturup kalktıkça ötersin işallah efe !!!!! ben gidiyorum. uyumaya çalısıcam.nasıl uyunursa böyle artık. yok sana meme falan artık.1 ay cezalısın.

efe: ipek ama yani şimdi ben sana aynısını yapsam nasıl olur.. öff.. ipek, bak bi... ( meme dedi lan, memesiz bir ay... )

tıpış tıpış gittim, zor olsa da uyudum. beni o kadar delirtti ki önümüzdeki 1 ay boyunca dünya ahiret bacısıyım efe dümbüğünün *-* sabahta böyle bi artistlikler, havluyu belini bağlayıp duştan çıkmalar, öyle bi 10 dakika takılıp adonisini gözüme sokmalar falan. yemezler canım. gözüm kayar, şeytana uyarım diye bakmadım, aklıma başka şeyler getirdim. yumurtanın beyazını karşımda yediklerini düşündüm, midemi bulandırdım. sıkışınca hep bunu yapıyorum :)

ööyykkk midem bulandı.

öperim o_o

ipek

8 Ocak 2010 Cuma

sorun anacım




http://www.formspring.me/sentekbizikimiz

benim superman sevgilimin yeni oyuncağı...
(ünlüler genelde araba falan aldıklarında yeni oyuncağım der, biz de bi yere üye olunca.garibanlık hacı naparsın:)

hani ben efeye blogumuzla ilgilenmiyosun, hiçbişi yazmıyosun,insanların yorumlarını cevaplamıyosun diye kızıyodum ya o da böyle bi hoşluk yapmış işte. sırf sizle içli dışlı olalım, siz bizi daha iyi tanıyın diye.. bak sen yalakaya:) siz sorun biz tüm samimiyetimizle cevaplayalım. eğlenceli olacağa benziyo. ne dersiniz?


hadi bakalım sorması sizden cevaplaması bizden.


5 Ocak 2010 Salı

Korktuğum şey başıma mı geliyor?

Şu hayatta en korktuğum şey amiyane tabirle "karı dırdırı"dır. Birkaç gündür İpek'e bir haller oldu, çenesi durmuyor! Ona sövüyor, buna sayıyor, beridekine söyleniyor, önündekine dırdırlanıyor. Bunu yüzüne karşı söylediğim zaman kırılıyor ama belki buradan okuyunca bir nebze daha az laf işitirim :)...

İpek, balım herşeyine tamam, yemeklerin çok güzel, yatakda kaplan gibi, mutfakta emine beder gibisin ama çenen niye kibariyenin annesi gibi? Sen önceden böyle değildin... yani böyleydin de bu kadar değildin... Azıcık sus hayatım, motosun soğusun... Evet kızıyorum bazen.. cidden kızıyorum, şu sıralar sağlığın da pek yerinde değil birşey diyemiyorum, alıngansın... Ama bana da anlayış göster balım olur mu? sabır taşı değilim ki ben.... Seni çok seviyorum, Efe...

sevdiceklerimiz