29 Aralık 2009 Salı

çatırdayan belim, yakışıklı doktor, kıskanç efe

son 3 gündür belim çılgınlar gibi ağrıyo. ağrının dışında başka bi problemim daha var aslında. mesela şimdi yarım saat kadar yürüdüm diyelim, arabaya binerken yada ne biliyim aniden oturmam gerekirse falan bi anda korkunç bi ağrı hissediyorum. böyle dişiniz çürüktür ve sinirine gelince ağrır ya, aynen öyle çıldırtıcı. bundan sonrası da komik, çünkü 3-5 saniye bunu çektikten sonra şiddetli bi çatırdama duyuyorum. belim kendi kendine aşka geliyo yahu.

efe randevu aldı,kaktık gittik bugün. kapının önünde sıra bekliyoruz. 81 yaşında bi teyze var, beli kırılmış, kemik erimesinden. çocukları bakmıyomuş, bol süt içmeliymişim, ağır kaldırmamalıymışım ve en az 4 çocuk yapmalıymışım, ilerde bana baksınlar diye... sordu teyze nerelisin falan diye, izmir dedim. belli belli, maşaaallahh dedi durdu. efeye bakıyorum, adam sus pus ki normalde sever böyle ortamları. otogar, uçak, bilet kuyruğu favori mekanlarıdır:=) bu teyzenin torunu vardı yanında, ben konuşurken çocuk bana bakıyomuş, hiç farketmedim. efe onu kıskanmış. o teyze bana ölmeden torunumun mürvetini görsem, ahh gelinim olsan der gibi bakmış. tee allaaam ya. sıra geldi teyzeye, gittiler. e rahatladık bizde.

sonra sıra bize geldi. içeri bi girdik doktor amca dehşet'ül vahşet. amca dediğime bakmayın, eve geldim araştırma yaptım 75'li=) gittim oturdum,kapı açık ,efe sekreterin orda takılıyo, dergi falan bulmuş onları okuyodu. doktorcum sordu ben cevapladım, çıtırdıyo belim dedim. yok artık dedi. ne biçim doktor anlamadım, sanki tıp literatürüne geçicek bi olay duydu. utanmasa ohaa derdi kesin. ağrın nerelerde dedi, oturduğum yerden gösteriyorum. e ben göremiyorum ama ayağa kalk dedi. o sırada röntgenci efe bizi izliyomuş, adam gösterdiğim yere bakmadan önce popoma bakmış. ee yüzüme bakıcak hali yok adamın, belim götümün dibi. ben görmedim baktığını ama görsemde gurur duyardım, deeermişim. ( şaka bi yana adam iyiydi) röntgene yollıcak, işaretledi bi ton yerler, uçarak gidiyosun ameliyatım var yetiş bana dedi. efe buna da delirdi. ulann ne var bunda, adam benim iyiliğim için çabuk ol diyo altıüstü. bana yetiş ne demekmiş. zıkkımın dibi.

röntgene gittik, bi hatun bi de ömer var. ömer'in adını nerden öğrendiğime az sonra geliciğim. geçtim içeriye, yatırdılar beni bi masaya, üstümü başımı çıkarmadan 2-3 kez çekti bişiler, sonra bi bez parçası verdi,kotunu çıkar yan dön,ellerini başının üstüne koy dedi. ben bi yan döndüm götüm dışarda kaldı. ani bi hareketle bezi çekiştiriyorum, çünkü ömer ayak ucumda bilgisayarda hatunun çektiklerine bişiler yapıyo. dönse götümü başımı görcek yani. nerelisin sen bakıyım dedı kız, izmir dedim. ay kız sen hiç izmirli kızlara benzemiyomusun, ömere göstersinler diye ben bilerek açanlar bile gördüm dedi. töööbe allahım ya, izmir'in adını bunlar batırıyo zaten. bak sinirlendim yine. ömerin de beni salladığı vardı sanki ya, dışarda hasta var mı bıdı bıdı konuşup duruyodu. ben giyinirken bi izleyemedik şu filmi dediler. çıkarken bi döndüm, kutsal damacanayı izliyolardı, şapşallar yahu:=)

röntgenden sonra bi yere daha gittik. röntgen sonucunu onlara gösterip, rapor yazdırıp o raporu doktora göstericektik. baktım bekleme salonunda 20-25 kişi var. ee bende bi ayar çektim, napıım şimdi,beklesemiydik o kadar, efe çıldırdı.ne dedin çocuğun kulağına diye ömrümü yedi. ulann ne dicem, çok ağrım var, ayakta durucak halim yok dedim. beni zorla dinden imandan çıkarıyo ya. bi ton sıra beklemedik, kötü mü oldu?


raporu da aldık, doktora gittik. benim cool doktor beni beklemeden gitmiş ameliyata. efe nasıl mutlu oldu. ne salak yahu, yarın bi daha gidicez iyi mi oldu? sanki adam bana kahve içmek için randevu vermişti de ekti ha, adam öyle sevindi yani:=)

şimdi rapora gelince, pek bi bok anlamadık. anlayan olursa bi zahmet yarına kadar ben çatlamadan anlatsın, derdim neymiş.


lumbosakral bölge a-p ve lateral ile fleksiyonda ve ekstansiyonda elde olunan lateral radyogramların incelenmesinde L5-S1 aralığı daralmış. bu düzeyde enstensiyon grafisindeevre 1 listezis mevcut.


bu rapor uzayıp gidiyo da diğer zımbırtılar normal diyo, yazamadım ayol, 10 dakika da yazdım şu iki satırı, doktorluk zor meslek azizim. ayy neyse durumlar böyle işte. efe hastalık hastasısın diyo ya, değilim işte. gözüyle gördü, daralmış işte, daha napiim ben?
yere sırt üstü yatmaya gidiyorum ben. öpcükler.


ipek

21 Aralık 2009 Pazartesi



* efe 2012 de askere gitmeyi düşünüyo, düşüncesini yediğimin adımı bakın daha neler düşünüyo. eğer 2012' de kıyamet koparsa askerlik yapmamış olucakmış, eğer askerdeyken de kıyamet koparsa şehit olucakmış.her türlü cennetlikmişş:=) salak yaa, bunu şu ülkede kaç insan evladı düşündü merak ediyorum.



efe beni saçmasapan bi adamın klibindeki saçmasapan bi hatuna benzetiyo. saçlarımız dışında benzeyen bişi yok aslında. kızın ne kepçük ağızlısı kaldı ne bişiyi. benzetmiyo aslında, baştan söyledi, ipek az sonra seni birine benzeticem, köpüreceksin dedi. hiç köpürmedim walla, efeye karşı bağışıklık kazandım sanırım:=) işte o saçmasapan şarkı ve bana bezediği iddia edilen abla. yanda.




* şuna bugün emin oldum ki 2009 benim için boktan, talihsiz bi yıldı. bugün de sonuncusu olmasını umduğum bi olay yaşadım. benim 5 ay önce aldığım dokunmatik ekran bi telefonum var. aldığım güne lanet ediyorum, dokunmatik ekran kilitlenip duruyo. artık canıma taketti, satıcam ben bunu dedim. telefoncudan içeriye girmeden de baktım bi yamukluk var mı diye. çalışıyodu. o sırada biri bişi sordu, telefoncu amca cevapladı, buyrun dedi bana, satmak istiyorum ben bunu çok yeni aslında diye bıdı bıdı konuşurken amca eline atelefonu aldı ve tahmin edildiği üzzre ekran kilitlendi. bozuk telefonumu satıcaktın diye de haşladı bi güzel.ama o bekleyince oluyo, çalışıyo aslında, açıp kapayalım, aslında satmazdım daaa diye saçmalarken amca bana kıçını dönmüş yürüyodu. şahane.




* domuz gribi aşısı yaptırdık uzuuunca bi süre düşündükten sonra. aşı erkeklerde kısırlık yapıyomuş. efe biraz tutuştu sanki. bende bu durumun tadını çıkarıyorum tabii. dün dedim ki sadece kısırlık yapsa iyiymiş, iktidarsızlıkta yapıyomuş. suratının aldığı şekli görmek mi, efe'nin 3 gün iktidarsız olması mı deseler,3 gün iktidarsız olmasını seçerdim. çok eğlendim çook:=)

(3 gün günden fazla da dayanamıyomuşum, ahh benim sevgili biliçaltım, neleri döküyosun bazen ortaya)





* 2 gündür rüyamda fotograf çektiğimi görüyorum. ilginçtir uyanıyorum, tekrar uyuduğumda yine çekiyorum, çekiyorum, çekiyorum. ecelimin geldiğine işaretmiş. takdir-i ilahi genç yaşta gitmekte varmış, efe artık size emanet. benden başkasını yazarsa falan lütfen çekinmeden oyunuz gözlerini. bu konuda güvendiğim, gözümün arkada kalmamasını sağlıcak bikaç isim var. bunlardan biri hiç şüphesiz. meltem :=)







* İstanbul'da bi taksici bana sen akp'ye oy veriyosundur, o tip var sende dedi. ben nerdee yanlış yaptımm diye o gün bugündür düşünmekteyim.




* bu aralar iğrenç espiriler yapıyorum. hemen örnek veriyim, arkadaşımla sinema girmek üzereydik efe
aradı, hangi filme giriyosunuz dedi. söyleyemem adını sen koy dedim. ööğğğrrrkk. geçen günde efeye sana astronomik bir teklif yapıcam, benimle uzaya çıkar mısın dedim.sonrasında adamın biri sevgilisini buzdolabına kilitlemiş niye biliyomusun, ilişkileri bozulsun istemiyomuş da ondan dedim. ayrılsak da berberizde böyle tipler vardı ya, onlar gibiyim yahu. geçer dimi? bi dönem bu, geçer diyin nolur:=) benden soğumayın diye en hafiflerini yazdım bi de. gerçi efe istanbul faciasından sonra bunlara bile ehi komik sevgilim diyo. yaradı tosunuma.
( ha bu arada film çok boktan, melis birkan ıssız adamdaki gibi işte, aynı tripler,aynı ifade, aynı ses tonu.
bayıyo kısacası.senaryoyu da ben yazmışım sanki. o kadar bok. ama eskişehir var işin içinde gidin izleyin siz. Tuna' da az çakal değilmiş, iyi kullanmış bunu)

14 Aralık 2009 Pazartesi

muhsin bey gibi oldum lan, dön litfen...

Tamam! itiraf ediyorum! Herşeyi bugün burada bu yazıda açıklayacağım!

Öncelikle blog'a neden yaz(a)madığımı itiraf etmek istiyorum : Allahın cezası pislik ipek benden iyi yazar oldun başıma şevkimi kırıyorsun pislik!

Sonra taş gibi olan, şişko olmayan biricik hayat arkadaşım canım eşim hatta karım ulan! canım karıcım evine dön, seni çok özledim!



Ahh dostlar ahh, hakketten nazara geldik sanırım... ipekim balım dolup taşmış çekti gitti.. bok gibi ortalarda kaldım, kaç gündür evde ne yemek ne çamaşır.. ortalığı bok götürüyor... lkol komasına girceğim yakında! nedir ulan bu çektiğim! karısının dönmesini isteyen muhsin bey gibi oldum! ipeğin de sağı solu beli olmuyor ki... lan ne yazacağımı da bilemiyorum şimdi.. kafam bok gibi.. halimi hiç sormayın! aklıma ne gelirse yazıyorum kusuruma bakmayın... ( kafam da azıcık güzel hani.. )

İpek çekti gitti, ilk gece zaten küfür etmekten uyuyamadım! hay azıma, hay kafama, hay aklımı, hay beynimi, hay şahsiyetimi.. sövmediğim yerim kalmadı... ( ipeğim sana sövmedim lan hiç valla bak ) sabah uyandım, kızarmış ekmek kokusu yok, bir kahvaltı yok.. gece yatmadım zaten gerçi, yatamadım... sabaha karşı bir dalmışım... neyse kahvalıyı geçtim, duş alacağım suyun bile tadı bzuk sanki.. içeriden müzik sesi gelmiyor, hain bir ıssızlık götümü kaşıyıp duruyor! neyse birinci gün salak salak ortalıkta gezinmekle geçti.. ikinci gece.. o gece daha bir beterdi... gözümde hala uyku yok.. ipeği arıyorum açmıyor, mesaj atıyorum cevap yok... bu bloga'da az küfür etmedim hani sözlemesi aramızda.. (:

2. gece Aytaç ile onuru çağırdım, gelirken de alabildiğiniz kadar alkol alın dedim... geldiler... hayvan herifler sanki alkol kıtlığından çıkmışlar! 2 büyük vodka, 10 bira, 1 büyük rakı, bir şişe tekila almış gelmişler... tabii durumu anlattım ya telefonda yengeniz gitti diye şerefsizler evde beni teselli etmek adına hem baç izleyecek hem de birkaç kafayı çekecek yerleri var.. sevgililerine de biz efeyi teselliye gidiyoruz onda kalacağız demişler... adiler! neyse.. biz iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç iç... ebesinin örekesine kadar içtik.. 2 gece de öyle geçti.. gece gündüz sarhoşum bağırıyorum ipeğe sesli mesajlar gönderiyorum tık yok! deli oldum iyice!

Bu sabah bloga sardım.. şifreler deniyorum, ipegin doğum tarihleri telefon numaraları annesinin kızlık soyadı, göbek adı, kütüphane numarası, kredi kartı şifresi, ayakkabı numarası, sütyen kopcası.. aklıma ne rakam harf marka sayı gelirse yazdım... yemedi.. araya arkadaşlar soktum hackleyin lan patlatlatın diye bağırdm sövdüm, onlar da bana sövdüler sonra akşam üstü bir hacker arkadaş aradı.. palattım abi dedi... dedim dile benden ne dilersen... az önce de ipeğe mesaj attım, patlattım lan blogun şifresini diye! o da mesaj atmış, azınatükiriyim efe diye! çok mutlu oldum lan (: cevap yazdı lan bana... şimdi blogu patlattığım için de özür dilerim hayatımın balı... möçk...

şimdi şu twitter, friendfeed olalarına geçelim, yaa onlara cep telinden mesaj yolluyorum hem biliyorsunuz kısa mesaj olayı yani onlar.. vırt zırt gün içerisinde kafa dağıtmak için yapıyorum onları.. ama blog yazmak ayrı birşey.. bir de uzun zamandır birşeyler yazmıyorum.. eskiden iyi yazardım, şimdi ne bileyim yazdıklarım iyi gelmiyor... ipeğin yazdıklarını daha bir seviyorum daha bir beğeniyorum... böyle çok tatlı samimi geliyor.. ipeğe karşı ezik hissettim lan kendimi resmen! neyseciğime.. hem bir de böyle şu sıralar bir halsizlik var üzerimde genel.. kıştan dolayı sanırım.. bir durgunluk filan... ipek de böyle üstüme gelince... aman işte öyle....

sadede gelelim... ipeğim, balım çok seviyorum lan seni, herşeyimsin lan hayatımın puzzle parçası... sabah kahvaltım, duşumdaki suyum, yastığım çarşafım yorganım, ayak baş parmaklarım.. ipeğim herbişeyimçç dön litfen.. nöğlur.. seni çok seviyorum lan valla... bak onurla aytaç eve karı atacaklarmış öyle diyorlar... ben izin vermiyorum ama beni de dinlemiyorlar... gel kurtar beni... alkol komasına girmeden yetiş balım.. litfen dön nöğlüüür....


13 Aralık 2009 Pazar

küstüm oynamıyorum

Efeye kızgınım ! siz hep diyosunuz ya amann nazar değmesin size, amann göze gelmeyin... sanırım geldik o çıkasıca gözlere. anlatınca bi çoğunuza komik gelicek biliyorum ama çok kızdım. hatta evi terkettim, istanbul'a geldim bi başıma. yemin ediyorum yaptım bunu.
efe dümbüğüne şu bloğu açtığımızdan beri gıcık oluyorum ben aslında. adama sanki silah zoruyla yazdırıyorum. dürtmeden yazmıyo. aslında ota boka yorum yapmaya bayılan bi insan. twitterı var, friendfeedi var, facebooku var, sosyomatı var. var da var!!! işin özü adam fazlasıyla sosyal...twitterına bişi yazıyo, 238502 tane yorum, amann efe ne alemsinler, efe çok tatlısınlar, balımsınlar, yerimler, öperimler... kıskanmıyorum yanlış anlaşılmasın. ama sevgilimin enerjisini çalıyolar. ne hakları var ya?ben hadi hayatım bloğa yaz bak çok komik bugün olan, cart curt diyince de tamam ipek yeaaa, ne acelesi var yeaa, bi kafamı toplıyım yazıcam yea diyo! işte o zaman şeytan diyo ki bana, al o kafasını çarp duvardan duvara, bakalım bi daha toplanabiliyo mu? ulann sanki akademik makale yaz diyorum.
geçen telefonda dedim ki bak sevgilim yorum vardı bikaç tane, onayladım, acelem var diye cevap yazamadım, sen eve gidince yaz bişiler. Eve gittim efe gelmişti, sanırım bende biraz abartıyorum bu işi, ayakkabılarımı çıkarırken yorumları cevapladın mı dedim, cevaplıycakmıydım ki dedi. o an ayakkabılarımın topuklarıyla o gözlerini oyup eline vermeyi o kadar çok istedim ki... kafasına fırlattım ama havada yakaladı. adamın refleksleri gelişti sayemde.
geçtim yatak odasına lensimi çıkarıyorum, üstümü değiştiriyorum falan filan. damladı arkamdan, öpmeye çalışıyo binbir şebeklik yapıyo. yerimmm ben ayva göbeği demeseydi keşke. o an delirdim. bütün sorun 2 kilo almam dimi diye başladım. geçen gün yüzün hafif tombullaştı ama kolların bacakların gayet normal, azcık göbiş çıktı ama o da oturunca her insanda çıkıyo demişti. bu söylediklerini bi anda yüzüne kusmaya başladım. şaşırdı...haklıydı da. ben de şaşırdım, ufaktan kin beslemeye başladığımı farkettim ki bi ilişki de bundan tehlikelisi yoktur. bağırdım çağırdım. efe bişi yapmadı. dinledi...bi ara sarılmaya çalıştı, 10 kaplan gücüyle ittim. yediklerimi inkar etmiyorum maşallah:=)
kadınlar böyle malesef,konuyu nerden nereye bağlıcakları pek belli olmuyo...oturdum, düşündüm...biraz özlemek iyidir dedim. hazırladım sırt çantamı, çıktım gittim. yatağın üstüne de not bıraktım. filmlerde olmuyomuş demek ki bunlar. fonda sezen aksu'dan git çalsa film bile olabilirdik aslında ya neyse.
istanbuldayım şimdi. yediğimden, içtiğimden, gezdiğimden, konuştuğumdan,güldüğümden, ağladığımdan hiçbişi anlamıyorum. ağlayınca bile rahatlamıyorum. fotoğraf çektim bir sürü, tatsız tuzsuz, güzel değil...gayet iyi olduğumu düşünürdüm, değilmişim. rakı içtim sarhoş olmadım. benim nazın, şımarıklıklarım efeyeymiş. dışarısı soğuktu, ben incecik giyinmiştim üşüdüm bugün...efe olsa böyle de çıkılmaz ama ipek, uçarak gidip değiştiriyosun derdi. üşümezdim.
özledim...
ama ayaklarım gitmiyo bi türlü. sanırım bikaç gün daha burda olmam iyi gelicek ikimize de. olmadı ben bi sinan çetin'i ararım burdayken. film yapsın bizi:=) gerçi adam eminim reddeder bizim filmi çekmeyi, ne yani sorunumuz sevgilimin blogumuzla ilginmemesimi dicem. şapşal mıyım ne?
***domuzlukta son nokta. blogun şifresini değiştirdim. ehihihi

7 Aralık 2009 Pazartesi


*efeyle çok pis kavga ettik. şimdi iyiyiz ama ben tam bir izmir şoparıyım buna karar verdim, o ne çirkeflik, o ne huysuzluk öyle. kendimden tırstım walla. (bu da kendimi intihar edicem gibi bişi oldu ya neeyse)


*ayşe kod adlı hamile arkadaşım bebişi doğurmaya karar verdi. o öküzün önde gideni hala bu çoCuk doğaaamaz diye vızıldanıyo. çokta tınnn. göt seniii...


*efe, ayşe'nin sevgilisini aldı meyhaneye gitti. dut gibi sarhoş oldu geldi salak. eve geldiğinde çocuk istiyorumm ipeeekkk diye hönkürüyodu. o odun benim şapşalımda nasıl bi etki bıraktı hala düşünmekteyim.


*az önce efe'ye bi dilek tut dedim "meme" dedi yaa:=) neden böyle bi sevgilim var yeareppim?


*benim bi ajandam var, okuduğum kitaplardaki hoşuma giden cümleleri yazıyorum oraya. yıllardır yazıyorum üstelik ve enfes bişi çıktı ortaya. efe dün o defterin fotokopisini çektirmeyi teklif etti. walla yaptı bunu, bi de ciddi ciddi ne var sanki ya ipek ya ,uff yaa derste falan sıkıldıkça okurdum dedi. bu adamda "kişiye özel" kavramı yok. arada bi diş fırçamı kullanmasından belli zaten. pislinnkk:=)


*efe her sabah blogu açıyo ve aaa 12 yorum var, ohaa lann 6 kişi daha izliyo diyo ve ben her seferinde inanıyorum. bugun de aynısı oldu, saf mıyım ne?


*bugün fim almaya gittik, orda gebertiyodum efeyi. şimdi ben sevdiğim bi film mutlaka arşivimizde olsun istiyorum, çocuklarımıza hatıra kalsın diye. efe de her defasında o zamanaa kadarrrr diye bi başlıyo, deliriyorum. dvd mi kalıcak ipek sanki yaa diye dalga geçmiyo mu o zaman diyorum ki çarp şööle ağzının üstüne bi tane. yapıcam ama bi gün.


*dergiler rengarenk yılbaşı ajandaları veriyo diye, servet harcadım bi ton salak dergiye. paracıklarım gitti diye okuma zorunluluğu hissettim bi de, cinsel yaşam testleri falan çözdüm. maksat param boşa gitmesin. efe de bu ajandaları toplasan bi dergi parası etmez dedi. bok. yalancı işte. çekemiyoo !


*turşu yaptım, sirkeli salataya benzedi, efe çatladığı için erken açtı kapağını da ondan. zaten bi kavanozu salata niyetine yedik, kışlık turşu kavramı bizden bayaa uzak bunu anladık. reçel faciasından sonra turşuyu da annelere bırakmayı uygun gördük.


*efeye kızın biri gözümün önünde resmen yavşadı. hiç sinirlenmedim, gerilmedim, tepki vermedim ama büyüdüğüme karar verdim. bana bu duyguyu yaşattığı içinde efeme teşekkür ettim:=)

1 Aralık 2009 Salı

yerimmm


biz şimdi efelere gittik ya , benım orda iştah sen bi açıl, o gun bugundur tabiri caizse ''agopun kazı'' gıbı yıyorum. ama ne yeme? öyle böyle değil. efe ağzıyla gülmeyi bıraktı artık:=) mutfakta ben tıkınırken karşıma geçiyo oturuyo, o bakıp güldükçe de ben yiyorum. psikolojim mi bozuldu yahu benim?
efe bugun dedi ki otur neler yedin yaz bi görelim. önce cık mık dedim. baktım daha çok dalga geçicek liste yapmazsam, oturdum yazdım. aynen iletiyorum.
sabah: ballı,cevizli cornflakes, ardından sucuk, 2 dilim ekmek, aklınıza gelebilicek bütün kahvaltılık malzemelerden biraz!, 2 kaşıkcık nutella, bol miktarda şekersiz çay ( şekerli çay çok kalorili asla işim olmaz:=))
öğle: efenin enfes sebzeli makarnasından 2 tabak, sayısız zeytinyağlı yaprak sarması (efenin annesi kalp ben) ayran
1 saat sonra 1 paket BENİMO. benimdi o ama efede yiyodu arada, göremedim kaç tane götürdü. sayı veremiciim.
(sonra biz bu arada bi seviştik, bütün yediklerim hooopp gittii, ben sonra bi daha acıkmıyım mı?. bak sen allahın işine.)
efeye dedim ki gel bi yürüyüş falan yapalım, iyice acıkalım sonra dışarda bişiler yer eve geliriz. uysal sevgilim tamam dedi, dışarı çıktık 5 dakika yürüdük yürümedik, ben başladım karnım belime yapıştı, ne biçim sevgilisin sen, düşüncesiz, seviştin seviştin bütün enerjimi bitirdin şimdi aklın gezmekte vs.vs... efe delirdi ve attık kendimizi bi tantuniciye. ben orda da bol limonlu, biberli tantunileri yedimm, yedimmmmm, yedimmmm:=) ayy şimdi bile ağzım sulandı, kendimden geçtim bak:=)
efe sehpa kullanma göbeğin varken bile dedi az önce. bi insanın sevgilisinden bunu duyması hem çok komik hem de kötü bee:=)üzüldüm bak. yarın ne? çarşamba. ben başlıyım rejime. hem zaten pazartesi başlanan tüm rejimler başarısızlıkla sonuçlanır. evet evet, doğru gün yarın. gece 12 'ye kadar hala zamanım var. yaşasın yemek yemekkkk... öpüldünüzzz...
ipek

28 Kasım 2009 Cumartesi

TANRILAR KURBAN İSTİYOR!


Uzun zamandır okul nedeniyle kurban bayramlarına katılmıyor, bilerek ailemin yanına gitmiyordum. Ama bu sefer baba'nın ısrarlı çağrışlarına dayanamadım. İpekle beraber benim ailemin yanına gittik. Anne ipeğe bayılır (: hem dedim gözlerine girersin falan filan o da sevindi... ama 2. gün ( yani bugün dönmek üzere sözleştik.. Çok uzatmayacak, akraba gezmelerine kalmayacak, sınavlarımız olduğunu söyleyerek kaçacaktık. Bir kaç gün daha kalsak bütün sülale bizi görmeye geliyor, annem herkese haber veriyor tü tü tü maşallah pek de yakışıyorlar gibi cümlelere maruz kalaraktan bolca tükürüklenip maşallahlanıyoruz ve biz bunu sevmiyoruz... herneyse...

Atladık otobüse geldik memlekete, baba arabayla aldı bizi, eve dönerken ben kullandım arabayı, babayla da ipek sohbet ettiler. Babanın arabadaki hararetli sohbetini eve geldiğimde anladım. Maksadı konuşulabilecek herşeyi yolda eve gelirken konuşmak ve sonra tv karısına geçerek oturmaktı. Yani evdeki konuşma faslı amamen anneye aitti. Çünkü anne biriyle birşey konuşurken baba da araya giriyorsa baba bu durumda annenin hışmına uğruyor. Bi dur bişiy konuşuyoruz, öfff bi sus gibi söylemlerde bulunuyor... Bunu şimdi neden anlattım belirteyim : Evliliğinizin bilmem kaçıncı yılında söz hakkı tamamen kadına aittir, bu yüzden bulduğunuz fırsatlarda konuşmak istediğiniz kişiyle hemen alelacele hararetli hararetli konuşun, herşeyi öğrenin ve rahat edin... bunu bu kısa süre içinde babadan bir hayat felsefesi olarak aldım ve cebime koydum (:

Bana bayram sabahı beni erkenden uyandırdı, namaza gittik, sonra oradan da kurban kesim yerine. En son ortaokul zamanlarımda şahit olmuştum kurban kesimine, o zaman bu zamandır da katılmadım... Eğleniyordum ama herşey güzeldi... Kurbanı yere yatırdık, tabii ki bunu benim güçlü ve kaslı kollarım sayesinde başardık. Boğayla resmen güreştim ve onu tuş ettim. Boğa pes etmek zorunda kaldı... ( yok öyle bişiy yaa iple çektik bacaklarından hayvan yattı yere (: ) neyse kasap bıçağı hayvanın boynuna sürerken tekbir getiriyorduk. İlahi bir titreme vardı çimde, huşuu ile dolmuştum. Kendimi STV dizilerinden birinde gibi hissediyordum. Tekbir sonrası kasap bıçağı boğanın boğazına daldırdı. Gözlerimi kapadım, o gelen sesler tüm vücudumu titretti. şöyle seslerdi : böğrkkkk bööğğğüürrrkkkkkkkkk..... fııssssss fıııısssssssss... ( bu fıslama sesi boğanın kanlarının fışkırma sesiydi. Kanın sıcak dumanı suratıma suratıma vuruyor, kokusu burnumu deliyordu., miğdem bulandı, rengim attı... sesler kesildiğinde bitti mi bitmedi mi diye bakayım dedim, bakaz olaydım! Bakmamla sıcak dumanı suratımda, kan kokusunu burnumda, yerde kafası kesilmiş boğanın boğazından geçen damarları ve organları gördüğümde, yerdeki kanı da farkettiğimde hooooppp... Bayılmışım.... (: beni hemen bir kenara almışlar, elime yüzüme kolonya filan sürmüşler... bir süre sonra ayıldım, etrafımda bir sürü kişi bişiy yok bişiy yok kan tutmuş bişiyok diye sesleniyordu. Babanın suratı kızgınlıkla komiklik arasındaydı. Kızsa mı gülse mi bilemiyordu anlaşılan. (: aynı şey benim için de geçerliydi. neyse eve geldik, anneyle ipeğe anattık çok güldüler (: kurban keselim derken az daha kurban oluyorduk! aslında beni kan tutmaz ama o manzaraya daha fazla da dayanamadım... (: aklıma geldikce gülüyorum. bundan sonra hiçbir kurban merasimine katılmam arkadaş! benden bu kadar! (:

25 Kasım 2009 Çarşamba

domuz gribimiyim kuş gribi mi anlayamadım. efe bi bok değilsin bildiğin gripsin, sümüklü ipek böcüğüm diip duruyo. kimse beni anlamıyo, foş foş burnum akıyo, kemiklerim ağrıyo, kafam da 234567 tane ramazan davulu çalıyo sanki.


evde maskeyle dolaşıyorum, efeyi öpüceğim zaman çıkarıp tekrar takıyorum. maskeyi takıyorum çünki eğer ben domuz ya da kuş gribiysem sevgilime geçmesin o daha çok genç , ölmesin diyorum. sonra bi aklıma geliyo, ben mefta olmuş hakkın rahmetine kavuşmuşum, efe ilk 1 ay ağlamış zırlamış. sonra benim evimde harem kurmuş,benimmm yatağımaaa (bihter mode on) başkalarını atmış, kızların biri gelmiş biri gitmiş.... gebersin o zaman o da ölmeli diyorum,maskemi çıkarıp yapışıyorum dudağına. öptükçe öpüyorumm ohh biraz daha bulaşsın. adama bişicikler olmuyo ama...



bana yaptığı çorbadan yerken içime sinmiyo aşkım sende yee hadi dedim ve kendi kaşığımla yedirdim de yedirdim. bunu bile yaptım. yok geçmiyo, domuz gibi karşımda oturuyo. bu yazdıklarımdan sonra gripten olmasa da efe tarafında öldürülebilirim.



ayşe'ye gidicektim, hastayım diye vazgeçtim. bebişe geçmesin diye:=) o bebek doğmalı bence. doğmalı ama kız olmalı, erkek olup babası gibi mal olmamalı. öksürük krizim geldii bak, sinirsel... efeeee nerde benim ballı sütümmmmmmm?


bilgisayar başından kalkıp dinlenicekmişim. halim de kalmadı zaten. öperim sizi çok çok. (canım feci halde turşu istiyo, ya bu grip böyle yaptı beni ya da bu ara bu hamilelik mevzusu psikolojimi bozdu, kesin ben bundan sonra rötarlı regl olurum, efe boku yedi, ahahaa=) neyse gittim ben, mucck:=)


ipek

23 Kasım 2009 Pazartesi

soksa da cebimdeki akrep elimi, karakterimde sevmek var parçalasam ne yazar kendimi...




Hintli bir adam,suda çırpınan akrebi kurtarmak için parmağını uzatır,ama akrep onu sokar,hintli çabasını sürdürür akrep tekrar sokar.Onları seyreden birisi;"vazgeç bu sevdadan baksana seni sokuyor" der,Hintli şöyle cevap verir; "sokmak akrebin doğasında var,neden onun doğasında sokmak var diye ben karakterimin bir parçası olan sevmekten vazgeçeyim?"


İpekle ilişkimiz buna benziyor işte... hatta benzemiyor durum aynen budur... Kira birikmiş, faturalar var, kredi kartı borçları cabası derken ipek hanım bir internet sitesinde ayakkabılar görmüş... ayakkabılar da şöyle hemen bir iki örnek sunayım...




İşte bu gibi şeyler böyle asortik asortik... Bu başladı ağlamaya
- efeeee ben bunlardan istiyorum... efeeee... nolluurrr... lütfeeen...
- yaa ipek manyak mısın ağlama! niye ağlıyorsun! bi ayakkabı için ağlanır mı gerzek misin nesin?
- ona mı ağlıyorum ben be gerizekalı! kuş gribi oldum ona ağlıyorum!
- kuş gribi!!! oha artık ebesinin papucu!
- yeaaa domuz gribi diyeyim de dalga geç di miii.. yok yeaa......
- ah benim burnu sümüklü böcüğüm, ah benim fasülte üzerindeki ıslak pamuğum, ah benim çılgın börülcem şimdi sen kuş gribi dedin diye dalga geçmeyecek miyim sanıyorsun ağdalı tavuğum... ahahahahha
- yaaa efeee yaaaaa zaten hastayım... offfff pis uyuz domuz.. domuz gribi olursun inşallak!
- tövbe de kız ağzından yel alsın! ( bunu köylü amca ses tonuyla söylüyorum ama )
- yaa efe alalım bunlardan noluur..
- ne kadarmış?
- 20- hee iyii bişiy değilmiş alalıımm... ama 50$ kargo ücret var sadece
- yok anasının kargosu! 20$ ayakkabuya 50 dolar kargosuna vericem! yok ipekcim o kadar da uzun boylu değil...
- yaaa efe yaaaaa böhühühühhhh ( burda burnundan sümük fırladı, güldük ) (:

velhasıl kelam bu konuşma uzadı da uzadı derken yine sevdiceğim kazandı.. 2 çift ayakkabının parası benden, kargo ücreti ondan olmak kaydıyla anlaştık (: böyle işte a dostlar... soksada cebimdeki akrep elimi, karakterimde sevmek var parçalasam ne yazar kendimi...

eğlenmek her kulun hakkı allahın izniyle..

21 Kasım 2009 Cumartesi

izdivaç programları hikaye bizim koltuk şahane

Allah cezanı verecek EFEEE !!! tek kelime bişi yazmıyo farkındaysanız. bende inatlaşıyorum o yazmıyosa ben niye yazıcakmısım diyorum, hatta tehdit ediyorum sen devam et böyle, bi gün bi uyanıcaksın blog yalan olmuş diyorum, önceleri tırsıyodu şimdi silersen sill ipek yaa uuff, puuff demeye başladı. pek artizz bu aralar ümüğünü sıkmam an meselesi.neyse ki mevzu çok derin ve onla şimdilik uğraşamıcam.
efenim biz normal insanlar olmadığımız için arkadaşlarımızın da böyle olmasını beklemiyoruz tabii. gün geçmiyo ki bi ekşın olmasın. kavgaya, gürültüye patırtıya her türlü trajikomik olaya alışkın bu bünye ama bu kadarı inanın beni de aştı. çok sevdiğim bi arkadaşım var, okuldan. (isim vermicem artık efeden azar işittim. ayşe olsun adı :=) ayşe 27 yaşında, radikal bi karar almış üniversiteyi 3. sınıfta bırakmış, gsf'de okumak istediğini farketmiş ve şu an istediği bölümde okuyo. 5 yıldır beraber olduğu kazma bi sevgili var. sende çok oldun ipek, herkes mi kazma demeyin, bütün erkekler kazma görünüyo bu aralar gözüme efe de dahil:=) gerçi kazma dediysem alper kadar değil. ayşeye değer verir, öper koklar sevgisini her fırsatta dile getirir biraz kıskanç ama olsun o kadar. hatun haddinden fazla güzel:=) taş mübarek:=) 2-2.5 ay önce bunlar feci kavga etmişler, ayşe aradı beni, ipekcim iyi değilim gelip alsam seni otursak bi yerlerde dedi. benimde korkunç regl ağrılarım vardı, çıkıcak durumda değildim, sen gel bize dedim. çıktı geldi kuzucan. sevgilisiyle kavga etmişler, ayrılmak istemiş falan filan. sıradan ilişki halleri işte. konuştuk açıldı, bana çorba falan yaptı hatta, iyidir ayşe çok iyidir. akşam oldu efe geldi, yanında bonus:=) ayşenin sevgili de.bunlar öpüştü koklaştı barıştılar. gece bi güzel içtik. şarap kan yapar iyidir dedim, bi şişeyi bi başıma içtim. hayvan mıyım ne? romantik sevgilim beni kucağında yatağa götürdü oysa ki hiç sarhoş değildim:=) bu şeker çiftimize de salondaki koltukları ayarladık. daha doğrusu efe halletti, ben salonda 8 çiziyodum resmen. ehihiihh. o günden beri bayaa zaman geçti. herşey gayet normaldi 3 gün önceye kadar. ayşe aradı, ipek çok ihtiyacım var sana diye. uçarak gittim. yine ağlamış, şişmiş yavrum ya, kıyamam. hamileyim ben galiba dedi pat diye. sizde o gece kaldık ya, sonra regl olmadım ben dedi. nasıı yani ya? bi an düşündüm de ayşe daha önce hiç korunmadıklarını anlatmıştı. evet 5 yıldır korunmuyolardı ve çocukları da olmuyodu. hatta ayşe ben kesin kısırım bile diyodu. beynimden bunlar jet hızıyla geçti, demek ki keramet bizim koltuklardaydı. 5 sene sen çatır çatır seviş bişi olmasın, bi gecede kesin çözüm.:=) tööbeee de ipek ! yatağa gitmeye üşendiğmiz zamanlar bizde sevişiyoruz orda amann yeareppim koltuk sihirli, ya olsaydı. bu bebek yaşımda tööbee allahımm tööbee... (ben bu işten para bile kazanırım lann, evi türbeye çevirsem, çocuğu olmayanlar gelir, mum falan da yakarlar, mis. ulann 2 dakkada cıvıdım. ööhhöömm ciddileşiyorum hemen). ayşeye sakin ol değilsindir, hava değişimi, stres cart curt dedim ama ben de tırstım. test yapalım dedim, gittik bizee. bilenler bilir o an kötü bi an. beklemek ölüm. bi de sonuç pozitifse sonrası da ölüm. sonuçta pozitifti zaten. aradım bizim kalası, baba oluyosun dedim, hassiktir dedi. tepkiye bak ayıdaki. şaka yapıyorum sanmış. demek adamda inanmış kısırım lan ben diye. çıktı geldi o da, çok yaratıcı cidden. hemen aldırıyoruz ayşe, yarın dedi, ayşe de aynı hızla imkansız ben doğurucam dedi. haklı gerekçeleri var aslında. 27 yaşındayım ve 5 yılda ilk defa hamile kaldım ve belki bi daha da kalamıcam dedi. düşününce aslında haklı da ama okulu var, hazırlıksız yakalandı falan filan.


aradan 3 gün geçti, hatunun da fikri değişmedi kalasın da...şiddetli kavgalar oluyo. ayşe bizde kalıyodu, bugün evine gitti. bende teyze modunda dolaşıyorum. internetten habire bişiler bulup okuyorum, yemekler yapıyorum ee sen 2 canlısın bile diyorum. bu kadar kocakarı moduna girdim hadı hayırlısı. bence hatun bu bebeği doğurur bi başına ,o öküzünde kıçına basar tekmeyi. iyi de yapar. gelişmelerden haberdar ederim sizi. en az benim kadar dedikodu seviyosunuz biliyorum:=) öpücükler....


ipek

8 Kasım 2009 Pazar

ah funda ahh !!!!


sevgilisinin herbişiyine burnunu sokan erkeklerden tisskiniyorum resmen. kıskanılmaktan hiç hoşlanmıyorum aslında, bu duruma sinir oluyorum diyip aslında bundan garip hazlar alan kadınları da gebertesim geliyo. adam sana o eteği giyme,o ruju sürme, o arkadaşınla görüşme,oraya buraya gitme diyosa ve sende ama aşşşkımm diye 2 vızıldanıp onun dediğini yapıyosan ve içten içe de bu hoşuna gidiyosa, ZAVALLISIN. şimdi ben bunları neden kusmaya başladım pat diye tahmin etmek zor değil, konu biz değiliz, olamayız. konu bizsek zaten efe-ipek diye bi çift olmaz şu içi boklu dünyada.
benim bi arkadaşım var (funda) gerçi arkadaşmıyız ne haltız bi çözemedim. tamamen zıt karakterleriz. 2 ay kadar aynı evde kaldık. bu ablamız aslında açıköğretim okuyan ama ailesine örgün okuyorum ben diyip eskişehire kapak atmış, söylediği yalanlara kendi de inanıp dersler ödevler,tezler,hocalar boğuluyorum anne diyen bi şahsiyettir. annesi eskişehire geldiği dönemlerde sabahın bi körü benle uyanıp okula gelmişliği ve akşama kadar kantinde takılıp eve dönünce off anne çok şişti kafam demişliği bile vardır. funda gariptir, hayatı garip yaşar. sabah 8'de uyur akşam 6' da uyanır. bol miktarda sigara içer, az yemek yer, içeçek olarak kola ve birayı tercih eder, su içmez. çok ciddiyim içmez. mesela toplar saçlarını uyur, dışarı çıkacağı zaman full makyaj yapar,giyinir abidik gubidik, parfum banyosu yapar ama saçlarına asla dokunmaz,uyandığı gibi çıkar gider. bazen acaba tarz olsun diye mi öyle yandan toplayıp uyuyodu diye çok düşünüyorum. insan mı bu funda bi çözemedim. kafanızda bi funda profili oluşmuştur sanıyorum, gerçi funda anlatılmaz yaşanır. ben 2 ay yaşadım tadı damağımda kaldı:=)
bu hatunun bi sevgilisi var. 28 yaşında, işsiz, o da açıköğretim okuyan ama yalan söyleyen, uyumaya bayılan, fundadan geçinen, fundanın erkek versiyonu çok sevgili alper. ortamda 10 kişisinizdir ama alper utanmaz, aşkım para versene sigaram bitti der, funda cebine harçlığını koyar, alper bişi görür beğenir funda alır, alper ailesinin yanına gidicektir funda biletini alır falan filan işte. böyle bi ilişkileri var. bu onların sorunu umrumda değil. ama alper tüm ezikliklerine rağmen hakimiyet kurma derdinde. korkunç kıskanç, az önce sözünü ettiğim erkek tipi ve funda da malesef bundan hoşlanan kadın tarafı.
dün kapıyı bi açtım funda bitmiş halde. kız ağlamaktan şişmiş, oturmuş buz gibi havada saatlerce,sonra bize gelmeyi akıl etmiş. kendi evine gitmiyo o mal orda diye ya, neyse. noldu dedik, başladı anlatmaya. fundaya mont alıcaklarmış, funda bişiler giymiş olmamış. bu alper dallaması bi açmış ağzını odun gibisin, bişi yakışmıyo, bakımsızsın, zaten yanımada yakışmıyosun,yolda bile insanlar bi sana bakıyo bi bana diye. hatta senle beraberim diye bana acıyolar demiş. bak sen ya, göte bak. bunları söyleyen insanda fundanın her bokuna karışan, bakkaldan bile kıskanan insan.2 gün önce de sucuyu kıskanmış, o heriften su almak yok diye esmiş gürlemiş. ulan madem beğenmiyosun hatunu niye berabersin, hadi berabersin, ondan geçiniyosun bari huzur verde kız rahat rahat yaşasın. göt seni. ayy feci kızdım bak yine. bu malın senin saçların niye düz bak ipeğinkine nasıl gür kıvırcık diyip kızın 2 tel saçına perma yaptırıp o 2 teli de yaktırmışlığı bile var. efe o günden beri pek sever alperi:=) neyse yine dağıldı konu. bu kızcaaaz ağladı sızladı bütün gece, biz efeyle neler yaptık iyi hissetsin diye, istediğin kadar kalabilirsin bizde bile dedik,mor çatıyız sanki a.q. acıdık açıkcası bizde çok çaresiz görünüyodu, kadınlık gururu feci kırılmıştı. yorgundu , yattık uyuduk. sabah bi uyandık funda yok. alper sabaha karşı içmiş içmiş aramış, bi de çiçek almış çıkmış gelmiş bize. efeyle ipekte uyusun fosur fosur. neler olmuş neler. bi aradım ağzı kulaklarında bizim hatunun, çok romantikmişte, alper söz vermişte, özür dilemişte bıdı bıdı. sevindim dedim ama kudurdum resmen kudurdummmm, bütün gün konuştum durdum, efe o kadar daraldı ki bende size anlatmaya karar verdim. ohh rahatladım azcık, katil eder bu kadın milleti adamı katil (!)
İPEK

31 Ekim 2009 Cumartesi

"arap saçı çorap başı"


Uzun zamandır buradayız, sıkılmadık ama değişik yerler görme, gezme özlemi içerisindeydik. İstanbul'a gitme kararı aldık ve ilk trenle yola koyulduk. Plan basitti. İstanbulda Timurlara gidecek, onlarda birkaç gün kalcak, gezecek, eğlenecek, alışveriş yapacaktık. Biraz kafa dağıttıktan sonra da eskişehirdeki hayatımıza geri dönecektik. Bu kadar basit... ama ikimiz de nerden bilebilirdik bu yolculuğun başımıza ne işler açacağını..
Cuma akşamı apar topar gittik, timur bizi haydarpaşadan aldı, Eve gelirken 2 büyük boy pizza aldık, biri anca ipeğe, diğeri de timurla bana yeterdi zaten (: şaka şaka, hep beraber yedik o 2 büyük boy pizzayı. sonra hemen devrilip yattık... başka bir yerde başka bir havada, başka bir yatakdaydık. gözlerimizin içine bakıp gülümsüyorduk. seviyoruz böyle gezmeleri, başka yerlerde uyanmaları... bu arada yatmadan önce de karar aldık, akşam dışarı eğlenmeye gidecek, iyice bir dağıtacaktık...
Sabah güzel bir güne uyandık, harika ve uzunca bir kahvaltı yaptık. sonra timur işleri olduğunu söyleyip çıktı..biz evde biraz oyalandık, zira oyalanmamız ipek hanımın hazırlanma sürecinden ibaret... bir yere gitmeden 3 saat önce hazırlığa başlar 3 saat sonra anca çıkarız evden.. Timur gideli bir saat kadar olmuştu, ben de salak tv kanalları arasınad gezinirken ipeğin rica sesini duydum.. birşey isteyecekken sesi değişir, incelir, şımarır.

-efeeeee canıııımmmm efeeemmmmm
- hıııııııııııııııııııııııı- balıııımmmm yavvruuummm
- uzatma ipek ne istiyorsun onu söyle!- tatlım bana çorap alabilir misin?
- ne çorabı yaa?
- pentinin ince ama çok seksi puanlı çorapları var, onlardan...
- puanlı mı? kaç puanlı?
- şapşallaşma efe yaa....
( o sırada ipek yırtılan eski çorabını gösteriyor bir de sıkı sıkı tembih ediyor... )
- bak bundan alacaksın böyle olsun hee tamam mı?
- öff tamam yaa tamam!!!!
nazlana sızlana çıktım dışarı bir çorapçı bulmaya, küfürün bini bir para ama bende.. seninle yola çıkanın zaten, çorabının da çorapçının da... dümdüz gidiyorum... ben böyle dümdüz giderken bir de aklıma öyle seksi çorapları niye giydiği sorusu geliyor! daha çok çıldırıyorum!!yok hayır yani ben yanındayım, kime beğendireceksin kendini be kadın! ayrıca görüyorsun burada hava soğuk, ne diye o kadar ince giyiniyorsun? zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü misali bizimki de kışın açılıyor yazın kapanıyor manyak mıdır nedir, zaten sinirliyim! bu kadar açılacaksın, bacaklarıan o incecik çorabı geçirip mini eteğini giyeceksin, ne için yani. ben o bacakları zaten görüp elliyorum, her ayrıntısını biliyorum. hayır kime ne sergileyeceksin? giyme lan hiç giyme! çıplak git! tövbe tövbe!!! bir sigara yakıyorum, içli içli çekerken birde aklıma akşam yatarken ki hali gelmesin mi! çıldırdım sinirden deliye döndüm! hırsımdan ağlayacaktım.hanımefendi gece yatarken de kat kat giyinir, ayağına iki kalın çorap çeker, içliğini giyer atletini giyer bilmem ne bokunu giyer utanmasa mantoyla yatacak! hayır dışarıda soyunuyorsun, yatakda en soynulması gereken yerde eskimolar gibi giyiniyorsun! anlam veremiyorum ki! çıldırmamak içten değil yemin ederim!
o sıra buldum bi çorapçı tezgahtar kıza tarif ettim şöyle böyle filan diye o da sapıkmışım gözüyle baktı bana sanırım ya da bana öyle geldi yok hayır eskiden annemde yollardı çorap almaya beni ama o zaman bu çoraplar böyle seksi değildi kidüz bilmem kaç numara çoraplardı.şimdi böyle seksi çorabı anneme alıyorum desem yemezler yani. kız salak salak suratıma bakıp gülümsüyor bir yandan diğer yandan ipeğin o halleri. çıldırdım iyice. son darbe çorapcı kızdan geldi ama..bu da kartımız belki başka çorap lazım olur diye tutuşturdu elime. arkasına da cep numarasını yazmış.. ipek bunu duysa ya da görse var ya keser beni!

şimdi okusun çorap almaya giderken ve çorapçıda başımdan geçenleri de bir daha beni çorapcıya filan yollamasın, yollasa da gitmem zaten.. sinirlendim yine.. hadi çav bella..

17 Ekim 2009 Cumartesi

KARABASAN






ipek kişisine gece basanlar basmış, karabasan ipeğin üstüne çıkmış, ipek götünün korkusundan ölmek üzereyken dua okumayı akıl etmiş, karabasanı püskürtmeyi başarmıştır.
sabah efeyle konuşurken efe bi ara ne işi var ulan elin herifinin üstünde diye trip yapmış sonra sevdiceğinin çok korktuğunu görüp onu sakinleştirmek için herzamanki gibi şebeklikler yapmıştır.


film izlerken ipeğe efesinden mesaj gelir.



EFE: merhaba,ben karabasan, sıradaki şarkıyı size armağan ediyorum. KARABASMA iz olur güzellerden az olur.


İPEK: niye gülüyosun ya ben gülüyomuyum?korktum diyorum anlamıyosun. acaba ayetel kürsü okuyup uyusam da gelir mi? kürsü mü kürsi mi bu arada ya?


EFE: kürsü oku sen:=) karabasanımızı ödülünü almak üzere ayetel kürsüye davet ediyoruz.tööbe estagfurullah sen bizi affet alllahım.aminn.


İPEK: efe kızıyorum ama ya, dalga geçilcek bişi yok, sen yanımdayken bile üstüme çıktı diyorum. sen götünde pireler uçuşa uçuşa uyu,yaa uff ya! yine gelirse naapcam ben?ühühhüh


EFE: yok aşkım gelmez, gelirse de elemterefiş kem götlere şiş de, gider.ya da banu alkan taklidi yap koşarak uzaklaşır, hiç olmadı concon ol resmen tiksinir bi daha gelmez bence.


İPEK: nasıl da yardımcı oldun, küstüm işte konuşmıcam. tercihimi karabasandan yana kullanıyorum, o bile daha çok seviyo beni, istemediğim anda bi dua okuyorum gidiyo. sana da böyle bi sistem kurucam, bekle sen bekleeee !!!







9 Ekim 2009 Cuma

biz normalde değil msnde de böyleymişiz


dün gece arkadaşımda kalıcaktım. sevgilim de evde bi başına. evinde kalacağım arkadaşım (evrim) nlp uzmanı oldu. hatun ofis açacak herşey tamam isim bulamıyodu bi türlü. benim yaratıcı sevgilime danışalım şak diye bulur dedim. efede msndeydi, ben kısaca anlattım mevzuyu, başladık konuşmaya.
efe: selam kızlarr, hemen toplantıya başlayalım , önce evrimin aklındakileri değerlendirip bu doğrultuda ilerlemeyi uygun buluyorum. yani çizgimizi bilmeli ve stratejimizi o yönde kurmalıyız. ( toplantı diyince ne kadar da profesyonel oluyomuşum)
ipek& evrim : supersin sevgili devam et:=) bak evrim diyo ki scola, pusula gibi seyler koymuslar. bu tarz bişi olmalıymış.
efe : o ne be pusula ,scala tırt onlar, işlemez. kuantum falan demeyin hayatta yemez.
biz : ne yer ?
efe : yörünge akademi, yörüngesini kaybedenlere ! TDK'ya başvuralım hemen, van münit pilizz. ulann düşünsene van münit koyuyosun, oooooo:=))
biz : Almanyada biri cafe açmış bile senden daha girişimci adamlar var bak, ahaaha.
efe: yaa tamam cıvıdınız haa, kişisel akademi olsa, gerçi sel takılı kelimeleri sevmiyorum ama
biz : bence random akademi olsun, isim sallıyoruz götümüzden resmen
efe: yok kondom akademi yapma aşkım yaa:=) bakın ne buldum adamlar dönüşüm konağı diye bi yer açmışlar. aile bağları, aşk-ı memnu, yaprak dökümü, bakın hele hecelere bakın, heceleyerek söyleyin aslında zihne ve ağıza yapışıyor bizim de buna yakın böyle ağıza pelesenk olacak şeyler bulmamız gerek
biz : aşkım bak ne bulduk. http://www.psikotube.com/ koymuş adamlar. koptukkkk:=)
efe: oha artık, herşeyin tubesi çıktı. gelişimtube enstitüsü. yaa sinirim bozuluyor araştırma yapıyorum karşıma böyle şeyler çıkıyor dikkatim dağılıyor:=)
biz: evrim, çözüm nasıl diyor? ben sevmedim ne o öyle dershane adı gibi:=)
efe: harbiden lann, final nlp, anafen nlp:=)) çıldırın çıldırın çıldırınn bu taraftar için çıldırıınnn
biz: rahat dur bi hayatım yaa, bak evrim bişi daha bulmuş. deşifre olsun mu diyo?
efe: alayınızı çözücem ulan, ben korkarım oraya gitmeye:=) uğur dündar kişisel gelişim olsun, ilk ayda 10000 kişi gelmezse adımı değiştiririm. uğur bey bu böcek nereden nasıl geldi biliyor musunuz.. bu böcek kamboçyadan bir muzun içinde geldi çok ürüyorlar önüne geçemiyoruz.
biz: sakldjaklsdjkasjdkjasdkljasd
efe : ya şimdi de ne buldum, gebericem allahım. Negatif Limanlardan Pozitif Sulara (Oğuz Saygın , Hayat yayınları ) offf, götümle güldüm
biz: kızgın kumlardan azgın sulara akademi :=)))
efe: Double Binds (İkili Bağlar) : Danışana iki ya da daha fazla karşılaştırılabilir alternatifler arasında "özgür seçim" yapma olanağı sağlayan sorulardır. Çok düzeyli iletişim kavramı üzerine dayalıdır
ikili bağlar ama beni bağlamaz enstitü iğrenç espirimizi de sıkıştırayım ki zayi olmasın , evrim biz ipekle tramvayda napıyoruz biliyomusun? kadın bağlar diye anons yapınca biz aynı anda bizi bağlamaz diyip iniyoruz. ahaah
biz : aşkım, aile sırlarımız ama yaa aahahaha:=)(aradan 10 dakika geçer)
efe:bulduuuuuuuuuummmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
biz : olllleeeyy, hadi sööle hemen çatlıcaz
efe: KALAMIŞ AKADEMİ slogan : bir tatlı huzur almaya geldik kalamıştan.
biz: yaratıcı sevgilim benim, çok şeker oldu lan, aferin benim yavruma. (evrim o an dehşete kapılmış bana bakıyodu)
efe: ben maça gidiyorum gençler. en azından üzerime düşeni bi nebze yerine getirmenin haklı gururunu yaşamaktayım , artık bunca yıllık dostun olup bir öneride bulunamayanlar utansın evrimcim , hele yerinin adını benim bulacağım bişi koyarsan isim babasıyım ben buranın diye de böbürlenirim, gelirim hergün çayını içmeye. birgün işsiz kalırsam sana çaya gelirim off bu çay olmamış derim çaycıyı kovdurur kendimi işe aldırırım, maksat bir iş kapısı çıksın. neyse hadi ben kaçtım, halı saha beni bekler, onurlar küfür etmeye başlamışlardır bile. zaten her hafta ipek yüzünden geç kalıyorum, hadi çav bella...
biz: adisinn efe, menfaatcisin, kime çektin bilmem ki? git hadi, yedimmm:=) muaahhh

7 Ekim 2009 Çarşamba

erotik film tavsiyesi olan var mı?




İpekle her çarşamba film gecemizdir, o ya da ben bir film seçerim, mısırımızı patlaıp kıçımızın üzerine oturaraktan filmi izlemeye başlarız. tabii sözde izleriz o yüzden izlediğim filmlerin adlarını asla hatırlayamam. " - abi sen bana o filmden bir sahne söyle izleyip izlemediğimi söyliyeyim" derim hep "bilmem ne filmini izledin mi?" diye soranlara. bir de film izlemediğim süreler içerisinde devrik cüme kurmaya bayılırım. ( şaka lan şaka ama 5 cümlenin 3ünü devrik kurmuşum (: )

neyse efendime söyliyim ipek tabii filmleri izlerken yorumlarda bılunur bik bik bik öter ben filmden bir bok anlamam sonra ikide birde mutfağa gidip tıkınacak birşey alır geirir sonra gece yatarken vay efendim benim götüm niye bu kadar büyük vay efendim rejime başlıyacağım. bizim ipek de her pazartesi rejime başlayıp salı günü bitirenlerden (: ipeğe daha fazla yüklenmiyim yoksa cinsel hayatımızı kökten kesebilir hatta daha da ileri giderekten penisimi elime verebilir sayko karı. ( sayko karı yazdım ya şimdi çok gülecek kesin hee.. güldükten sonra bu cümleyi okuyacak daha çok gülecek manyak (: ) yok yok harbi manyak... tamam şeker güzel alımlı akıllı filan ama cinsel olarak tam bir hayvan!.. yaa insan biraz erotizm, biraz estetik, biraz renk ister, yumuşaklık ister, okşamak okşanmak ister di mi, bizimki öyle değil ki, bodozlama dalıyor! bir de işte bir filmin içine bu olay sıçıor. ( ipek bu yazıyı okuduktan sonra kesin benimle bir daha film izlemeyecek (: ) iki film arası sevişenzi sıkıştırıyoruz ama bizimki sevişmiyor ki fight clup yapıyor. bağdemcik ameliyatları, tırnakları kaburgalara geçirmeler, üzerimde tepinmeler ve daha neler neler... bi sakin ol di mi, bi yumuşak davran, bi öp önce, okşa ağır ol yavaşla.. nerdeee!!!!... dişi kaplan bizimkisi mübarek!

arkadaşlar benim anlata anlata söyleye söyleye dilmde tüy bitti, ne olur birkaç erotik film filan tavsiye edin, ne yapması gerektiğini anlatın öğretin. kızlar yardım istiyorum lütfen yaa.. bir erkek olarak mağdur durumdayım, erkek sığınma evine yerleşeceğim yemnederim! ( erkek sığınma evi dedim de konyada varmış böyle bişiy, bir kadının kocası sığınma evine kaçmış karıdan dayak yediği için sonra kadın sığınma evini basmış, adamı bıçaklamış filan.. aynı ipek.. aboov... )

işin özü sözü cinsel hayatımızda bir yumuşaklık istiyorum, kanepe üzerinde ucak dokunuşlar istiyorum, alt dudaktan bir parça almak istiyorum, memeleriyle beni boğmasını değil onları estetik bir biçimde gümüş tepside sunmasını istiyorum ( gümüş tepside meme sunmak... ((: ben de az hayvan değil mişim meğer ) sonra böyle erotik bir müzik eşliğinde hafif danslar görmek ister insan ne olur erotik filmler tavsi edin yoksa soft porno izletmez zorunda kalacağım, iğrençleşmek istemiyorum!



30 Eylül 2009 Çarşamba

ekmek bulamazsan pasta ye !



haftasonu başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedı eminim. efe'nin amcası Bilecikte oturuyor. bilenler bilir eskısehıre 1.5 saat uzaklıkta. o kadar ısrar etmelerıne rağmen biz kıçımızı kaldırıp gidemıyoruz. 40 yılda bir canımız ısterse 1 ay onceden plan yapıp gıdiyoruz. zaten anlamadım kimin amcası yengesı,ben daha ilgiliyim maşallah. neyse yine çok ısrar ettiler, dayanamadık kalktık gittik cuma günü. aile ortamını özlemiş olan ben kedi gibi oldum valla. evin kızı modunda sektire sektire masalar hazırladım, bulaşık yıkadım, onların mutlu evliliğinin büyüsünden olsa gerek efeyi daha bi sevdim, hiç öyle şımarıklık yapmadım.

2 gün super geçti, pazar günü artık gitme vakti dedik. amca ve eşi inanılmaz tatlı insanlar. tutturdular arkanızdan su dökmemek olmaz inelim aşağıya diye, peki dedik. tam dolmuşa binicez amca nasıl ısrar ediyor, öğrencisiniz yavrum alın harçlığınız diye. biz öyle artistizz ki, bizim paramız var diye beylik yapıyoruz. cidden paramız var. ama bankada. benim hesapta hiç yok tamam ama efe bayaa zengin. neyse bindik dolmuşa, efede 5 lira para var, bende efe parayı verirken diyorum ki sevgilim ben dün çantamın diplerine doğru bi 5 lira görmüştüm, aklıma geldi dur bi arıyım. efe delirdi yeri mi şimdi yahu dökiceksin koca çantayı üstüme, eve gidince bul kıymetli 5 liranı diye. tamam dedim. dikkat derseniz hala uysalım hiç öyle çemkirmiyorum, aile ortamı çarptı.

dolmuştan indik, 3 liramız kaldı ama sorun değil ki şimdi çekicez parayı, alıcaz biletleri diyoruz. garantinin önüne geldik amcanın biri bıdı bıdı konuşuyor, noldu dedik bankamatik bozuk dedi. şaka gibi ayol, sadece 3 liramız var ve bankamatik bozuk diyor. ben uysalım ya, olsun sevgilim otogar 5 dakika hadi yürüyelim, kartla alırız diyorum. durumun ciddiyetinin farkında olmayan ben, canım feci dondurma istiyor diye söyleniyorum. efe alıcak ama bi taraftanda izin vermiyorum, bilet alalım sonra diyorum. 3 liraya bilet alınır ya:) neyse vardık otogara, ismail ayazı da sevmem ama hadi neyse dedim. adam, otobus 30 dakika sonra kalkıcak 40-41 numara dedi. ben gidemem çok arka, hem saati geç diye trip yaptım 2 dakkada. canım sevgilim peki o zaman buzluya bakalım dedi, gittik yer var, 15 dakika sonra bi de. efe kartı çıkardı, adam kredi kartı geçmiyor abi dedi. kıçımıza baka baka ismail ayaza geri döndük, versene abi bize o 2 koltuğu dedik. adam karta baktı bize baktı. kart geçmiyor dedi. otogarda post makinası yokmuşşş!!!!!!!

cebimizde 3 liramızla kalakaldık. pratik zekalı sevgilim trenle gidelim belki orda geçiyodur kart dedi. dikkat ederseniz belki diyor. ve istasyon o kadar ters bi yerdeki 3 liramızın 2 lirasını dolmuşa verince kart geçmezse bile geri dönemeyiz amcalara. sonunu düşünen kahraman olamaz diyip tekrar bindik dolmuşa. tren saatine 25 dakika var. sorduk kart geçiyomuş, efe sırada ben 5 liranın derdindeyim. kafamı bavul çantama sokup buldum, ayy bi sevindim bi sevindim. define buldum sanki. efeye dondurma almaya gidiyorum hadi ben, çukulatalı alıyorum sana da dedim, gittim. büfeye doğru yürürken birden aklıma geldi ya bişi olurda kartla ödeyemezsek diye, o sırada telefonum çaldı. efe şapşal sevgilim dön hadi kart geçmezse naparız diyodu:=)

efe sorunsuz bi şekilde biletleri aldı. sonra da bana dondurma. kaldı 1 liramız, dondurmadan artmadı malesef. o artan efenin dolmuş parasının üstüydü:=)

bu maceralı yolun sonunda eve vardık. kapının önünde amcanın biri ceviz satıyordu. ayy canım istedi dedim, romantik sevgilim 1 lirasıylann bana ceviz aldı. 5 tane geldii gelmedi. ehii:=)
nasıl acıkmıştık eve geldiğimizde. ben bişiler hazırlıyım dedim, ekmek yok, para da yok. şaka gibi ya ! efenin yengesi biber dolmasıyla pasta yapmıştı bize. evet bizde tahmin ettiğniz üzzre ekmek bulamadık ve dolmayla pasta yedik.:==)

22 Eylül 2009 Salı

şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın...


Traş olmak kimine eziyet gibi gelir, benim ise en büyük keyfim. Önce bir kez uzayan sakallarımı keserim, şöyle sağdan soldan bir bakar zemin etidünü yaptıktan sonra 2. kez traş olurum. Yamuk yumuk tarafları düzeltir, imajımı tazeler, kendimi sever-sevdiririm... Traş bitiminde mis gibi losyonumu sürerim, kendimi ipeğe öptürürüm ki bazen o ileri gidip resmen yalamaya kalkar hayvan :) falan filan.. işlem genel olarak böyle.. tabii bunları yaparken şarkı söylemeye de bayılırım... geçende yine bu biçim traş oluyorum, bir yandan da çok sevdiğim grup vitaminin şarkılarını mırıldanıyorum.. bu seferki şarkı -ŞAŞIRMAYIN-... bilenleriniz vardır belki şaşırmayın'ı.. çok keyifli bir parçadır... ben şu kısmı tutturmuş tekrarlıyorum...

ceplerinde marlboro
çakmaklar zippo

levis'ın üstüne ipek giymiş kro,


ama sadece burası, şarkının gerisi gelmiyor aklıma... ipek bunu içeriden duyuyor ama neresini duyuyor.... ipek giymiş kro... tabii basıyor çığlığı EFEEEEEEEEEEEEEEEE ne dedin seeeeeeeeeeennnnnnnn... ben de bir an salakladım, ne dedim ben şimdi, birşey demedim ki, acaba daha önceden birşey dedim de onu mu duydu filan böyle ben de panik oldum hatta o panikle de sakala biraz fazla girdim, imajı hafiften zedeledim... göt korkusu işte afedersiniz :)

- ne dedim yaaa....
- ipek olmuş kro mu dedin sen?
- ne krosu yaa ben sana kro olmuş dermiyim, nerden duydun yaaa, yok öyle bişey yaa...
- nasıl yok yaa aaaa bi saattir söylüyosun!!! ( burada bakışlarını alnımın çatına çatına vuruyor, sanırım elindeki televizyon kumandasını nereme vuracağını kestiriyor gözüne )
- ben öyle bişey demedim yaaaaa saçmalama! ( bir kadına şişman olduğunu söyleyin ama sakın kro olduğunu söylemeyin, tavsiyem... )
- dedin işte duydum gerizekalı bir saattir söylüyosun!!!...
- şarkı söylüyorum ben yaaa...
- ne şarkısı? söyle bakiyim...

başlıyorum tekrarlamaya...

ceplerinde marlboro
çakmaklar zippo
levis'ın üstüne ipek giymiş kro,

bende jeton anca düşüyor, ipek yanlış anladığına gülüyor, ben hem jetonuma hem de ipeğe gülüyorum... derken ipek şarkını devamını getiriyor...

ruhu odun,gövde ağaç,kafası sunta
altın semer vursanda,zonta yine zonta




banyonun yankısıyla beraber apartmanı, tüm mahalleyi hatta tüm şehri kahkaha sesi alıyor.. o derece gülüyoruz... gözümüzden yaşlar geliyor, ipek küvetin kenarına oturarak gülyordu ki küvetin içine düştü bir de ona güldük...

Allahı'm sen niye bana bu kadar şapşal bi sevgili verdin yareppim.. :)) ama seviyorum salağı... canım yaa... ( yazarken bile çok güldüm ipeküm (((: )

17 Eylül 2009 Perşembe

ellerim tombik tombik


biz hep çok eğleniyoruz bu bi gerçek ama ben en çok dışarı çıkmadan önce eğleniyorum. ben bi türlü hazırlanamıyorum, ne giyeceğime karar veremiyorum, saçım başım bi hale şekle girmiyor.
(belimde, kıvırcık ve normal insan saçından 3 kat daha fazla saçlara sahibim de)

efe'ye 15 dakıka sonra hazırım dıyorum 1,5 saat sürüyor. bi de o arada çok rahatım, adam zaten çıldırmıs halde ben öyle bi şarkı söylüyorum ki, efe duyar duymaz kendini benden en uzak köşeye ışınlıyor:=) işte sizlerinde seveceğini tahmin ettiğim güzide şarkımız.:=)))
(sesimi kaydedip yayınlıyım mı dedim efe'ye, dalga geçti domuzz.oysa ben çok ciddiydim ühhühhhü)

Ellerim tombik tombik
Kirlenince çok komik
Kirli yuzler sevilmez
Guzelligi gorulmez
Saclarim bakim ister
Hele disler hele disler
Uzamasin tirnaklar
Kirlenmesin kulaklar
Cok kosup da terleme
Soguk sulardan icme
Sonra hasta olursun
Arayip doktor bulursun
Doktor gelir odana
Igne yapar popona

16 Eylül 2009 Çarşamba




kavuşma anımız aynen şöyle bir diyaloga sahne oldu:=)


efe : naber moruk? çok özledim lan seni.


ipek : sorma hacı, bende:=) sensiz kolum kanadım kalkmadı. depresyona girdim resmen, bi daha bırakıp gitme beni.
(burdaki sarılma esnasında geberiyorum sandım, öldürecek kadar sıkı sarıldı nefesimi kesti, mutluluktan da insanın nefesi kesilir ya, biraz da onla karışık bişiydi)

ipek & efe :UYUYAMADIM.....!

(devamını getiremedik. aynı anda söyledik bunu, bizim hep böyledir zaten aynı anda düşünür aynı anda konuşuruz. ama bu başkaydı. beni ağlatıcak kadar başka)


sonrasında bol miktarda öpüştük, koklaştık, seviştik...efe'mmm geldi ya tekrar sevdim seni blogcan, yazma aşkım kabardı. yine yazıcam hergün, affettiricem kendimi. sözz!!! ama şimdilik yeter bu kadar. sevgilimi yicem biraz daha. doyamadık henüz birbirimize. öpcükler.


ipek:=)

yanlış sanılsamalar içindeymişim de haberim yokmuş...



Sanıyordum ki ipekten bir süre ayrı kalınca biraz kafa dinlerim.

Sanıyordum ki aile saadeti içerisinde harmanlanırım.

Sanıyordum ki ipek beni özler, özlemini blogda paylaşır, ben de gurbet ellerde okur mutlu olurum, götüm kalkar.

Sanıyordum ki ipek bu ayrılık süreci içerisinde azar, üzerime atlar.

Sanıyordum ki ipeksiz galatasaray maçını izlemek süper olur.

Sanıyordum ki bu sanmalar ne kadar da güzel... meğer çok pis yanılıyormuşum...


İpek beni el sallayarak uğurladıktan sonra içim burkulmadı değil ama bir yandan da aile saadeti yolcuğulun başında tüm vucudumu titretmişti. Annemin güzel yemekleri, babamla atışmalar gülüşmeler laf sokuşmalar çılgın eğlenceler... herşey harika olacak gibi geliyordu... aslında öyle de başladı...


memlekete vardığımda elleri hamur kokulu anam, tüm bedeni toprak kokulu babam beni karşıladı ( tamam lan ajitasyon yapıyorum, bildiğin parfüm kokuyorlardı.. hele babam, ona geçenlerde yolladığım parfümü bocalamıştı üzerine... hani bak sıkıyorum, çok sevdim gibisinden.. neyse.. kapa parantez.. ) anne en sevdiğim yemekleri yapmıştı bile eve dönerken de arabayı ben kullandım baba kitledi dreksiyonu bana yine.. "al bakalım evlat sen götür bizi"... iyi peki.. gittik eve.. babam yemek yememi beklemeden en sabırsız hali ile ağırmaya başladı bile... "hadi oluuummm gel de vereyim şu tavlayı eline..." yaa baba bi ur yemek yiyim di mi... yok bir de yenilince çok pis sinir yapıyor... neyse o güzel yemekleri yedim, miğdem bayram etti, sonra oturduk babayla tavlaya 5-3 yendim çıldırdı yine.. eşşoleşşek büyüd de babasını tavlada yeniyor, ben öğrettim lan sna bu oyunu kerata, ben sana şans verdim yoksa yenemezsin vırt zırt bir dünya laf.. ama çok eğlendim çok güldüm... ayrılığn şu zamana kadar olan kısmı güzeldi ama bir yandan da ipek ne yedi acabaa.. napıyodur şimdi diye de düşünmedim değil... koca yüreği işte... ( ahahaa kocasının gülü... )


sıra geldi yatıp uyumaya, bir ana kuzusu olarak annemim öpüp koklamalarından sonra odada yalnız bırakıldım. odamı özlemişim açıcası. tavanı izledim, lise günlerimden kalma gitarıma baktım -aynı köşesinde duruyordu öyle, sanki uzun süre onu yalnız bıraktığım için küs gibiydi bana- neyse sonra uyuyayım artık dedim, sağa dön yok, sola dön yok, göt üstü, yüz üstü, amuda kalkma, başüstü yatma derken uyuyamadım... saatler geçti yok... içimden şarkılar söylüyorum, koyunlar sayıyorum, yok yok yok.... gitarı aldım elime gecenin bir yarısı tıngır tıngır... neyse biraz gitarla uğraştıktan sonra uyurum sandım tekrar yattım yok... olmuyor olmuyor... uyuyamıyorum... ipeğe mesaj da atmıyorum uyumuştur şimdi uyanmasın diye... kitap aldım, söylemesi ayıp 120 sayfalık kitabı bitirdim yine yok... yok ki yok... bir gram uyku yok... o an anladım ki ipeksiz uyuyamaz olmuşum....


öyle böyle sabahı ettim ben.. bir ara dalmışım artık ama uyuyamadım işte... 2-3 saat ya uyudum ya uyuyamadım.. aslında uyumak da denmez ya benimkine neyse... sabah oldu bir boşluk var... birşey eksik... yok birşey yok.. kalktım su içtim evin içinde dolanıyorum.. birşey yok.. birşey eksik... bavulumu kurcaladım, bilgisayarı açtım kurcaladım.. birşey yok ama ne... ipek yok... tamam bu büyük bir eksik ama ipekden başka bişiy yok... ipekle olan birşeyin olmadığını dakikalar sonra anladım...


ipeğin en çok sevdiğim hali uykudan uyandığı halidir... uyumaktan dudakları şişmiş, mis gibi kokan o mahmur hali... o şişmiş dudaklardan öpmeden, mis gibi kokusunu içime çekmeden, sımsıkı sarılmadan güne başlamak benim için adeta ızdırap! evet ızdırabın içindedim....


aldım elime telefonu hemen ipeği aradım, o uyulu sesiyle cevap verdi, konuştuk, mutlu oldum.. blogu sordum.. gidişinde yazdım birşey o kadar dedi... iyi dedim ben yokum ya şimdi çekiştirirsin beni yazarsın bişiyler dedim, gülüştük filan ama döndüğümde baktm ki o da yazmamış birşey... neden yazmadın diye sordum, sensiz hiç tadı çıkmıyor dedi... hatta bir ara blogu kapatmayı bile düşünmüş... kıyamam bitaneme... onsuz günler aile saadeti içinde ama eksik geçti... bir yanımı onun koynunda bırakmışım meğer, çok canım yandı dostlar... ama süper havuştuk, çok pis sarıldı bana, o biçim öpüştük filan... canım benim yaa... ay lav ipek...









10 Eylül 2009 Perşembe


Efe gitti... az önce yolcu ettim, el salladım, biraz ağladım, su bile döktüm otobüsün arkasından. Ailesinin yanına gitmesi gerekti, pazartesi dönücek. özlicem aslan parçası sevgilimi. iyi de olacak aslında, her daim göt göteyiz! sıkıldık diyemem ama bu moddan çıkmamız gerekiyordu. evet evet iyi oldu. az sonra anlatacağım olaydan sonra evet ipek haklıymışsın diyeceksiniz.
Ben malumunuz maymun iştahlı bir bünyeye sahibim. tutturdum ben italyanca öğrenicem diye. adamlar alışkın bana, o kursa çok kez kaydoldum ama gitmedim, senetler olduğu içinde götümün korkusundan tonla para ödedim hep. bu sefer konuştum baştan, italyanca bu boru değil, birkaç derse girerim, yerse devam ederim diye. kabul ettiler. gittik efeyle bana pokemonlu defter bile aldık, nasıl hevesliydim taa ki derse girip beceremiceğimi anlayana kadar. 15 dakika dayanabildim, efeye mesaj attım.
ipek : sevgilim, ben seni çok özledim,boşverelim yahu italyancayı falan,herkes italyanca mi biliyor sanki, hem ne işime yarıcak ki? sen en iyisi gel al beni.
(3 gün boyunca italyanca kadar muhteşem dil mi var bee diye çemkiren ben değildim sanki, feci utandım şimdi)
efe : hayatım atla bi taksiye gel işte, yorma beni.
ipek : iyi !!!!
efe : yorgun olmasam gelirim biliyorsun,tafra yapma bana.
ipek : tafra yapmadım, iyi tamam gelirim işte diyorum!!!
efe : o ünlemler neydi? 3. boğaz köprüsünün bacakları mı?
İpek : farkında olmadan yapmışım !!!!!!
efe : farkında olmadan öperim:=)
ipek : bok öpersin hadi addio efe addio !!!!!!! (görüşürüz dedim, pek havalı yahu)
Bu mesajların sonunda ben derste kalmaya devam ettim. efe eve döneceğimi sandığı için beklemiş beklemiş gitmeyince merak etmiş. telefonumu da kapatmısştım derse konsantre olmaya çalışıyordum, efecik çıldırmış. yorgun haliyle çıkmış gelmişş,kıyamammm, nasıl da üzüldüm:ppp

Bunu şimdi niye anlattığımı anlamışsınızdır. kendimize ait bi hayatımız kalmadı pek. ben ipek değilim o efe. biz hep ipekle efeyiz. banyo yaparken bile adam yanımda olsun istiyorum. klozetin üstüne otursun öyle konuşsun benle boş boş, sesini duymadığım anda çıldırıyorum. o da öyle aslında o kahrolası maçlar dışında.
şimdi ben ipek olduğumu hatırlayıp tek başıma sinemaya,tiyatroya gitmeyi, odunpazarına gidip çılgınlar gibi fotograf çekmeyi, kızkıza oturup dertleşmeyi, onları bize çağırıp onlara yemek yapmayı istiyorum. haa bi de efe yokken yatakta enine yatıyorum yaa. en keyiflisi bu galiba:=) yine de çabucak gitsin gelsin efecan, dayanamam fazlasına, çok özlerim, ağlarım. çok seviyorum onu, henüz 1 hafta oldu ama bizi okuyan, yorum yapan sizleri de. öpücükler.
ipek !!! ( biri bana yapma diyince bişiyi, neden böyle oluyor? cidden istemsiz yaptım o bacakları:=) muck efe !!!!!!!!!!!!

9 Eylül 2009 Çarşamba

bir sürü haller içinde halim


her an tetikteyim artık, konuşmaya korkar oldum yahu. adam otu boku yazmaya başladı. kanser olduğumu düşündüğüm anda bile bundan prim sağlama derdindeymiş! hain! ben kaç ay ömrüm kaldı diye düşünürken o içinden, ne yazsam lann diye düşünüyordu belki de, boş boş bakıyordu zaten yüzüme, ben de çok tırstı ölücem diye canım sevgilim, bak mal gibi oldu diyordum. ah saf ipek ahh.

korktuğum da başıma geldi zaten, vol.1 yazmış yaaa!!! demek ki diğer vukuatlarımı da yazacak, devamını getirecek. getirilmeyecek gibi de değil şimdi ,ben olsam yemez içmez oturur hepsini yazardım bir gecede. karşısında benim gibi bi cevher varken iyi sabrediyor aslında. her anım olay ! ama emin olun onun ki de öyle.

şimdi yazardım da dişim ağrıyor gibi. gibi diyorum çünkü emin değilim. psikolojikte olabilir, her taşın altından şu psikolojim çıkmıyor mu deliriyorum. annem geliyor mesela, karşılamaya gidiyoruz efeyle, ben orda otobüsleri falan görüyorum, yolculuk moduna giriyorum ya anında çişim geliyor. koşuştura koşuştura o iğrenç otogar tuvaletlerine gidiyoruz, paçalarımı kıvırıp ya allah bismillah diyip giriyorum içeriye, bekle bekle tek damla bişey yok , psikolojik (efeye de ohh aşkım nasıl rahatladım walla bi işedim ki foş foşş diyorum) uçağa biniyoruz, 10 dakika geçiyor geçmiyor, efe diyorum idrar torbam sarktı, o kadar çişim var kii, biliyorum ya uçak tuvaletleri küçük hani, gitmesi zor, çiş yapması daha zor, geliyor işte. psikolojik. regl olmama 2 gün var diyelim ve biz sinemadayız. filmin orta yerinde efe'ye; sanıyorum regl oldum, rezil olucaz kalk gidelim bi bakalım durum nedir demişliğim de çoktur hani. kendimi milyon kez hamile sanmamı söylemiyorum bile. ama midemde suç, bulanmasın o da öyle hamile gibi öğğrrrk ööğğrrkk. herşey psikolojimle alakalı, yoksa ben gayet katlanılması kolay bir kadınım. bakınız adımdan anlaşılacağı gibi İPEK gibiyim.

*bu kadar yazacağımı bilsem, efe'yi yazardım, intikam almış olurdum en azından. dişim falan da ağrımıyormuş bu arada, iyi ki varsın blogcan, derdimi tasamı unuttum walla:=)
ipek

8 Eylül 2009 Salı

hastalık hastalığı vol.1




Yine bir ipeğin hastalık psikozuyla daha karşı karşıyayız... sanırım söylemedim ama ipek hastalık hastasıdır. balım iyidir hoştur güzeldir tamam da tek kötü huyu bu hastalık hastalığıdır...bu hastalık hastalığı yüzünden ipeği sırtımda taşımışlığım bile vardır yani.. sanırsın tarık akan fatma giriği karlar altında sırtında taşıyor.. aynı o sahne..
bu sabah saat daha 8de geldi yine, kalk efe kalk, şişt kalsana bee kalk... dedim noluyo! deprem mi oldu ne bok oldu, kıyamet koptu sandım... boynumda beze var benim demez mi... haydee dedim...

ipek : baksana boynuma bi efe yaa,şişlik var bak.dokun,işte orda. ya kesin kanserim ben.lenf kanseriyim hem de. çabucak ölürüm kurtulursun sende

efe: nerde yaaa hani bulamıyorum ben... yok işte bi bok... kuruntu yapma yine..

ipek : iyi tamam efe yok.ben kanserli halimle tek başıma giderim mavi hastaneye.gelme tamam mı?yat uyu,büyü.karpuzz

efe: yaa tamam ben sana gelmem mi dedim, iyi gidelim....

ama görseniz varya sanki hastaneye gitmiyor düğüne gidiyor... ikoncan mıdır nedir.. ahahah ( burada süper uyuz olacak bana görün bak... ikoncan meselesi can damarıdır ahahaha ) neyse gittik hastaneye filan.. sıra aldık uzunca bir bekledik, beklerken arada ben çıktım dışarı iki sigara içtim, ikisi de burnumdan geldi.. hemen başladı...

"git tabii bok iç beni yalnız bırak.. şuracıkda ölsem haberin olmayacak.. bok iç! içe içe öl pislik..."

şuracıkta ölsem diyor yaa... ahahah sanki dağ başında bir yerdeyiz.. ölmek için en saçma yerde, hastanede hala şuracıkda ölsem diyor.. orada gülmemek için zor tuttum kendimi.. neyse girdi bu muayene oldu.. doktor baktı etti, dişinden bu dedi.. ipek de geçen "dişinin apsesinden dolayı ölen bir çocuğun haberi"ni okumuş.. çocuğun dişi apse yapmış da ölmüş mü ne bok işte.. acayip acayip şeyler filan..
ipeği bir panik sardı... bir telaşe, bir kıyamet ki sormayın..koşa koşa gittik dişçiye..geçen de gitmiştik, dolgu yaptırmıştık ipeğe.. yolda giderken dişçiye söylemediğini bırakmadı ama.. temizleyemedi göt, bi dolguyu yapamadı, senin okuyacağın okulun ben... böyle dişçi mi olur... falan filan.. yani "taksimde sallandırmalı böylelerini" demeye ramak kalmıştı ki geldik dişçiye.. bizimkinde surat 10 karış..
böyle böyle filan dedik, anlattık sıkıntımızı derken ipek birden kükremeye başladı.. "bir dolguyu yapamadınız da şöyleydi de böyleydi de.." doktor apışıp kaldı..
dürtüyorum, ipeği cimciriyorum, yok... çemkiriyor da çemkiriyor..yıktı ortalığı..neyse ipeği sakinleştirdik, dişçi baktı etti.. dişçideki ilk cümle : hanımefendi dolgunuz gayet düzgün ve sağlam...
ipekde surat o biçim oldu..
derken doktor ipeğin ağzınını kurcalamaya devam ediyor.. dişlere dokunuyor filan.. bunda bir acı var mı şunda var mı derken birtanesine bir dokundu ipek zıpladı havaya
ben pis pis doktora baktım.. sonuçta yarim yani.. canını yaktı hayvan herif! neyse meğer ağrıyan o dişmiş, ve boyundaki beze de o yüzdenmiş..onun için de kanal tedavisi dedi, ilaç yazdı postaladı bizi..

ipek doktora o kadar söylenip rezil olduğuna, sonradan o doktorun koltuğuna tekrar oturacağına mı yansın, kanal tedavisi olacağına mı yansın, kanser olup ölmeyeceği için bana söylediği laflara mı yansın bilemedi... ama ben ne yapacağımı bildim!

- ipek, neydin sen hayatım kanser mi?
- pislik, hayvan, öküz!
- aaa evet öyleydin... ahahah
- öfff efe yaaaaa....

bu gece istediğim tüm yemekleri ve her dediğimi yapacağına dair söz aldıktan sonra asıl sürprizi kendime sakladım... bu akşam hemşire fantezisi var ama ipeğin henüz haberi yok... ahahaahahah :)

not : ayrıca ipeğin bu hastalık hastalıklarını anlatmaya devam edeceğim, daha ne maceralar var ne maceralar... kopacaksınız... :) ( ipek de şimdi neyi anlatacak diye merak ediyordur ahahaha )

6 Eylül 2009 Pazar




efe'nin planladığı sevişme hüsranla sonuçlandı ama hemfikiriz ki, sevişsek bu kadar keyif alamazdık !


efe : ipeek, çok seksisinn !


ipek : evet biliyorum, benim popom latin götü gibi diğğmi aşkımm ?


(kısa bir bakışmanın ardından uzun süre güldük,ben öyle hararetli gülerken yataktan düştüm,bayaa da bi buna güldük. sevişme isteğimiz kaçtı,çenemiz düştü )

efe : lan bi cinsel hayatımız bile olamıyor yaaa !

ipek : olsun sevgilii,ben seni böyle seviyorum (sanki şapşallığı yapan ben değilmişim gibi) bak mesela, sevgilim başka bir adam olsa ,benim ağzımdan az önceki cümle kaçsa, gülmez bile , adım da çıkar arızaya, asıl mal olan kendisi ! göt işte.

efe : evet.çük,pipi,totoş !

ipek : götoş,nonoş,fetoş !

efe : fetoş dedi ahahaah

ipek : feytullah gülen geldi gözümün önüne lann, ibne diyolar sence doğru mudur?

efe :tööbe de. balımsın diyorum ya sana hani, malımsın ipek ya.

ipek : dur ben bi koşu yazıp geliyim. ama efee bişi sorucam gülmek yok bak. fetoş için ibne mi diye sordum ya bişolmaz dimii? hem ibne demedim ki ibne mi dedim? ayy yazmasam mı tırstım bak. hem nerden bulucaklar bizi,yazıcam işte.banane!


efe : sen öyle san, ip adresinden osurduğunu bile anlarlar.


ipek : senin tuzun kuru ,tööbe de dedin diye rahatsın tabii. 2 gün sonra tutuklasalar beni tanımazsın da sen. domuzz !


efe : ohaa lan senaryoya bak, yazdı ,yönetti,oynadı ...pessss !!!
İPEK

aslında hiçbirşey sandığınız gibi değil!!!


Herşeyin farkındayım! İpeğin ne yapmaya çalıştığını gayet iyi biliyorum! Beni dönüştürmeye çalışıyor, benden bu blog sayesinde intikam alıyor amaaa o kadar kolay değil ipek hanım, o kadar kolay değil! ( ipek hanım diye seslenince gıcık olur, dişe dik kana kan intikam intikam. )

Şimdi söyleyin bana a dostlar, şu adamın tek sevdası futbol, bunun dışında başka bir boku yok, o da mı olmasın? "o da mı gol değil hakim bey!" Şu hayatta 2 şeyin karşısında donup kalırım, hayat ile bağlarımı kopartırım. O da ipeğin de dediği gibi GALATASARAY ( büyük yazılır ) ve MİLLİ TAKIM ( bu daha büyük yazılır ) maçları... Milli takım Estonya karşısında benden destek bekliyor, benden maça yüreğimi koymamı bekliyor, benden kuvvet istiyor, güç istiyor... Koca milli takım benden bu kadar şey ister beklerken ben "ipeğin o küçük serçe parmağı" ile mi ilgileneceğim allasen? ( dikkatinizi çekerim, maç sonrası ayakla ilgilendim! )
Neyse, dün akşamki ayak ve milli maç muhabbetini geçelim, sıra geldi GALATASARAY'ıma.... İpekcim hayatım bir bok atmadığın o kalmıştı, bir karışmadığın benden şunu yapma bunu yapma şunu yapmanı istemiyorum dediğin GALATASARAY kalmıştı onu da istedin ya pes!!!
Bak ipekcim iş GALATASARAY olunca farklı bir boyut kazanıyor, bu noktada bence çok üzerime gelme.. seni çok severim hayatım bilirsin ama GALATASARAY'ı da bir o kadar severim onu da bilirsin... bu konuyu da şöyle bir marşla sonlandırmak istiyorum, zira buradan daha sana geleceğim... İnsanlar beni senin gözünde tanıdı, seni de benim gözümde tanısınlar bakalım... Marş'a gelelim...

GİDEN HER SEVGİLİNİN ARDINDAN
HEP BİZ OLDUK EL SALLAYAN
HAYKIRSAK DUYARLAR MI SESİMİZİ
HANGİ SEVDADAN GALİP ÇIKTIK Kİ
YÜRÜYORUZ SESSİZ VE KEDERLİ
NEVİZADE GECELERİ
İNLETİYORUZ HEP ÇIKIŞINDA
İSTİKLAL CADDESİNİ
BOŞUNA ÇEKİLMEDİ BUNCA ÇİLE
İÇİYORUZ GÜNDÜZ GECE
HAYKIRDIK AMA DUYMADI HİÇ KİMSE
PEŞİNDEYİZ HER YERDE
ZATEN AŞKLAR HEP YALAN DOLAN
SONU HEP ACI HÜSRAN
BİZE HER SEVDADAN GERİYE KALAN
SADECE
GALATASARAY!
CİM BOM BOM'UM SEN ÇOK YAŞA
CANIM FEDA OLSUN SANA
HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞİLMEZ
SENİN SEVGİN BU DÜNYADA!!!



Gelelim İpek hanımaa... böyle gözünüze şirin gözüken, cici bici insan aslında tam bir canavar!!! İpekle dışarı çıkılmaz, ipekle herhangi bir karara varılmaz, ipekle alışverişe asla gidilmez... İpekle dışarı çıkıyoruz, aa şurada bir mağaza vardı bakalım neler gelmiş... e bitanem biz mağaza gezmeye çıkmadık ki ama di mi? yok şurada bir çantacı var çanta siparişi vermiştim bakalım gelmiş mi? canım hayatım aşkım herşeyim, yarın kendin gel bak di mi? yookk illa bakılacak... dışarı gezmeye diye çıkarız, 50 mağaza dolaşıp geliriz... şansım varsa birşey almayız, yoksa en az 2 3 parça bişiyle geliriz ki bende o şans "hiç olmadı!"... Gelelim karar meselesine... "şöylemi olsun, böyle mi olsun, şu daha iyi, bu daha güzel, yok yok bu daha bi şey di mi, böyle olsa daha iyi olurdu..." vs vs uzar gider... ipek birşeyin kararına varamaz! ve bu kararsızlık ilişkimizin büyük bir kısmını kaplar... mesela akiam yemek yapılacak ya da söylenecektir, o yemek üzerine önce 3 saat tartışılır, şahsım tarafından karara varılır ve aç karın doyurulur.. be kadın en baştan bırak ben karar vereyim yiyelim.. yok illa karar verememek üzerine direteceğiz... gezme meselesinde ipekle mağazaları geziyoruz zaten ama bir de ipekle alışverişe çıkma mevzusu var ki aman diyim düşman başına!!! 300 parça elbise 100 ayakkabı, 70 mağaza... ve ben her mağazada ipeğin arkasında mağzacı kız muamelesi görüyorum!!! VE BUNDAN NEFRET EDİYORUMMMM!!!! yok aşkım bunu beğenmedim bunu götür... bu nasıl canım, güzel hayatım, bok güzel beğenmedim ben.... hayde.....

--- bi dakka yaa ne çok dolmuşum ben meğer, kaptırmış gidiyorum... :s neyse yaa yeter, ipek bundan fazlasını kaldıramaz... bence bu gece sağlam bir tartışıp okkalı bir sevişme yaşayacağız ya hayırlısı...

sevdiceklerimiz